Press "Enter" to skip to content

Month: November 2014

Startup Class 1 – Fikir ve Ürün

Toplam 20 serilik olan bu dersin sayfasına buradan gidebilir ve ayrıntıları görebilirsiniz. Yukarıdaki video Türkçe altyazı ile de seyredebilirsiniz (sağ alt köşede CC’nin yanındaki çarka basıp, Turkish – via Dotsub’ı seçiyorsunuz. Çıkmazsa bir kez de CC’ye basınız).

1. Dersin konuşmacıları Sam Altman ve Dustin Moskovitz

Sam Altman, şu anda Y combinator’un başkanı (Y combinator dünyadaki bütün hızlandırma programlarının toplamından daha fazla değer oluşturuyor) Y Combinator’den önce Loopt adlı bir yer bazlı sosyal ağın kurucusu ve CEO’suydu.

Dustin Moskovitz Facebook’un kurucularından. Facebook’tan sonra da Asana’yı kurdu.

Konuşmanın ana başlıkları şöyle:
– Girişim için en baştaki önemli şey fikir, kötü fikir hala kötü bir fikir. Fikirden sonra ürün geliyor, eğer ürününüz iyi değilse (yani insanlar kullanmaya devam etmiyorlarsa, sevmiyorlarsa) bundan sonraki adımların bir önemi yok.
– Niye girişim kurmak istediğinizi iyice düşünün çünkü büyük firmalarda çalışarak çok daha fazla etki yapıp, çok daha fazla para kazanabilirsiniz ve daha az baş ağrınız olabilir.
– Facebook kurulurken yaşananlara bir kaç gerçek foto ile bakış var.

Metal Networks – Metal alım satım pazar yeri

metal_networks

Pazar yerleri sadece son kullanıcılar için değil aynı zamanda şirketler için de bir fırsat olabiliyor. Bunun üzerine kendi sektörünüze yoğunlaşmış bir pazar yeri varsa bu gayet iyi olabilir.

Metalnetworks adından da anlaşılabileceği gibi metal alım satımında bir pazar yeri oluşturmuş. İş modeli şöyle, bilgi asimetrisini azaltarak (birisi çok ucuza veya pahalıya mal alabilir çünkü elinde bilgi yok) yani herkese haberdar ederek, alıcılar ve satıcılar için verimlilik yaratıyor. Tabi çok iyi çalışırsa, ileride alıştan ve satıştan para kaybetme veya kazanma durumu iyice azalabilir çünkü efficient (verimli) market olayı oluşabilir (yani herkes fiyatların ne olduğunu biliyor gibi bir durum olabilir).

Tabii ki şu soruda akla geliyor, bu pazar yerleri büyüdükçe borsalara şu anki halleri ile ihtiyaç kalacak mı çünkü fiyat bilgisini buradan alabiliyorsunuz.

 

 

Uzaktan tedavi hızlanmaya başladı – Spruce

Yıllardır sürekli olarak doktorların uzaktan video ile hastalarla konuşması ve tedavi etmesi yönünde birşeyler olacak diye haberler verilirdi ama bu bir türlü ölçeklenemezdi.

Daha önce iki tane firmaya bakmıştık, birisi Doctor on Demand, videolu chat yapabiliyorsunuz, diğeri de Tel A Doc, doktora rahatsızlık için telefon edebiliyordunuz.

Yukarıda videosunu gördüğünüz Spruce işleri biraz daha değiştiriyor. İlaç alma kısmını kolaylaştırmış, bu bir geliştirme ama asıl önemli olan sırf cildiyecilerin peşinden gitmiş olması. Cildiyeciye muayeneye gittiğiniz zaman ne kadar olayın kısa olduğunu biliyorsunuz, onun için illa ki orda olmanız gerekmiyor. Onun için telemedicine veya uzaktan tedavi (tanı daha önce tabii ki) en azından cildiye alanından mümkün oluyor.

Konuyu şöyle özetleyelim, bir kaç arkadaş meşhur Kolsuz Agop lakabı ile bilinen Dr. Agop Kotoğyan’a gidip, cilt sorunlarına çare buldu. Mesela o doktor Spruce’u kullansa ve millet İstanbul’a onun ofisine gelmek zorunda olmadan işini görse daha güzel bir dünya olmaz mı? Olur!

Yourmechanic – Araba Tamirciniz

Yourmechanic.com adlı firma iki tane çok önemli sorunu çözmeye çalışıyor. 1. sorun arabanızın sorunu varsa, arabayı tamirciye götürmek yerine tamirci size geliyor. Bu önemli bir hizmet, bozuk arabayla sağa sola gitmek zorunda kalmıyorsunuz.

2. önemli sorun tamircinizden kazık yemenizi engellemeye çalışıyor. Bunu da bir müşteri puanlama sistemi ile yapıyor ve hizmet aldıkça kullanıcılar hizmeti oyluyorlar, geri bildirim olduğu için kazık atan sadece bir kaç kez atmaya yetinmek durumunda kalır ve düşük puanlı olduğu için bir daha müşteri alamaz. Sistem dışından tabii ki alabilir ama sistem birisini kontrol ettirmeye izin verirse, sistem dışılık da ortadan kalkabilir.

Şimdilik ABD’de olan bu hizmet, Türkiye’mize gelir mi bilemiyoruz tabii ki ama benim arabamın sürekli yanan farını değiştirmek için ilaveten birazcık para verebilirim!

Porof. Zihni Sinir

Sayın İrfan Sayar’ın Porof. Zihni Sinir‘ini çok kişi bilir ve inanılmaz procelerini keyifle takip etmişizdir. 50000. baskısı çıkan Proceler kitabının arka yüzündeki yazıyı burada yazmak istiyorum. Neden mi? Cevabı yazıda saklı.

Bütün buluşların işe yaraması gerekiyor mu?
Gerçekleşmesi mümkün görünmeyen bir fikrin, aklın olağan işleyişinde küçük sıçrayışlar yaratması başlı başına yararlı bir şey olamaz mı?
Bilimsel düşünce, biraz da olağanın dışına çıkan bu küçük sıçramaların bir sonucu değil mi?
Porof. Zihni Sinir’in procelerinin TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları arasında yer alması tuhaf mı?

Bir büyüğümüzün dediği gibi, “Sanatçılara, çalışanlara, geldikleri noktaya nasıl geldikleri sorulmaz. Sadece takdir ve teşekkür sunulur”

Ben de kabul edilmesi dileğiyle takdir ve teşekkürlerimi sunarım.

Chromatik – Müzik Sevenler için Notalar ve Geribildirim

chromatik2

Kendim müzik çalmasam da, bir sürü arkadaş gayet güzel çalıyorlar ve bu siteden haberleri yoksa, haberleri olsa iyi olur. Chromatik yüzlerce şarkının notalarını ihtiva ediyor ve bunları icabında çalacağınız enstrümana göre ayarlıyor (mesela violin çalıyorsanız, violin notalarını gösteriyor seçtiğiniz şarkı için) ve bu şarkıyı çalarken de sizin için sayfayı bile atlıyor.

Bu altyapıyla beraber aynı zamanda kayıtlarınızı paylaşma ve geri bildirim alma imkanınız da oluşuyor. Müzik çok güzel bir araç ve Chromatik bunu daha da güzelleştiriyor.

İnsansız Hava Araçları Kullanışları

İnsansız hava araçları ya da dronelar hayatımıza girdi ve sağladıkları çok önemli faydalar var. Bu kadar yaygınlaşmalarının tabii ki en önemli sebebi muazzam ucuzlukta olmaları (bir uçağı kaldırmanız 1000-2000 TL’den aşağı değil ve de uçaklar pahalı ama duranlar hem ucuz hem de yakıt maliyetleri çok düşük (elektrik veya benzinli olabiliyorlar))

Bir kaç video’da kullanım şekillerine bakabiliriz.

Tarım alanında ekili alanları takip edebilir, yıllık farklılıkları bulup, nerede daha az veya daha fazla gübre kullanılması gerektiğini, nereye nadasa bırakmanız gerektiğini veri ile tespit edebilirsiniz.

Doğal hayatı korumada kullanılabilir ve her tarafa helikopter uçurmak yerine bunları uçurabilirsiniz. İlaveten sessiz oldukları için hayvanları da rahatsız etmezler!

Balinalardan salya örneği alabilirsiniz

Araştırma ve kurtarma görevlerinde kullabilirsiniz

Daha önce paylaştığımız gibi su altında ilerleyebilirler.

Bunun dışında ülkemiz için belediyeler birileri kaçak birşey yapıyor muyu takip edebilirler, yaz aylarında helikopterden yapılan hız kontrollerini bunlarla yapabilirsiniz, çevreyi korumak isteyenler ağaç kesimlerini bunlarla tespit edebilir ve videolarını gösterebilirler, trafik oluşmuşsa bir noktada kaza noktası tespit edilip, ona göre ekip gönderilebilir.

Yani havada bir robot ordusunun olma zamanı yakındır gibi gözüküyor!

 

 

 

 

Avegant – Cihazlara Bağlanabilen Gözlük

Sanal gerçeklik ve arttırılmış gerçeklik başına alıp giderken biraz daha eski bir sorunu yeni bir yöntemle çözmeye çalışıyor avegant.

Kullandığınız cihazları epeyce bir yakınlaştırıyor tabiri caizse. Bunu yaparken de kendi patentli teknolojilerini kullanıyorlarmış. Şu video’da ayrıntıları görebilirsiniz.

Üstteki videoda görmüş olduğunuz alet (adı ne bilmiyorum) şimdiden ısmarlarsanız $500’a sizin olabilir. Bu parayı verince bir de startrek vari bir duruşta satın alıyorsunuz.

musixMatch – Müziklere alt yazı gelsin

Android’de 10 milyon üzerinde indirilmesi var ve chrome üzerinde de hemen kurabileceğiniz musixmatch dinlediğiniz müziklerin sözlerini (liriklerini) alt yazı olarak gösteriyor ve bazı Türkçe şarkılarda da var.

Konuyu benden birisi daha iyi incelemiş, şuradan o makaleye ulaşabilirler. Hiç uğraşmak istemiyorum diyorsanız ve Chrome kullanıyorsanız, şuraya tıklayın ve sonra youtube’u açın, şarkıların birçoğu altyazılı olacak.

@hamittumer’e teşekkürler, bu uygulamanın olduğunu bana söylediği için

 

Paul Graham’in Ekim 2014 Yazısı – Girişimden Önce

Y Combinatör kurucusu Paul Graham Startup Class’da  verdiği dersi bir de makale haline getirmiş ve özellikle üniversitedeki öğrencilerine (tabii ki herkesin işine yarıyor) seslenmiş. Aşağıda bu makalenin Türkçesini bulabilirsiniz. Dünyada ondan fazla kimsenin girişimlerle tecrübesi yoktur diyebiliriz (zaten kendisi de diyor), onun için tavsiye ve fikirleri oldukça önemli.

İyi okumalar!

Ekim 2014

Bu makale Sam Altman’ın Stanford’daki Startup sınfındaki ziyaretçi dersinden üretildi. Genel olarak öğrencilere hitap ediyor, ama çoğu bütün yaştaki kurucular ile alakalı.

Çocuklara sahip olmanın bir avantajı birilerine tavsiye verirken kendinize sorabilirsiniz, “çocuklarıma ne derdim?” Çocuklarım ufak olsalarda, üniversite de olsalar, onlara girişimler hakkında ne söyleyeceğimi biliyorum ve bunu size söyleyeceğim.

Girişimler alışılmışa ters düşüyorlar. Neden böyle olduğunu bilmiyorum belki de bunlar hakkında bilgi daha kültürümüze yansımadıç Sebep ne olursa olsun, bu alanda önsezilerinize her zaman güvenemezsiniz.

Biraz kayağa benziyor. İlk defa kayarken, yavaşlamak isterseniz ilk içgüdünüz geriye eğilmek. Ama kayaklarla geriye eğilin ve yokuş aşağı uçarsınız. Kayak yapmayı öğrenmenin bir kısmı o içgüdüyü bastırmayı öğrenmek. Zamanla yeni alışkanlıklar oluşuyor ama başlangıçta bunun için çabalamalısınız.  En başta yokuş aşağı inerken hatırlamalanız gerekenler listesi var.

Girişimlerde kayak yapmak gibi doğallık dışıdır. Burada size ilk parçasanı vereceğim – eğer kendinizi bir girişim kurmaya hazırlıyorsanız.

Alışkanlık Dışı

İlk olarak belirttiğim gibi girişimler o kadar garipler ki sezilerinizi dinlerseniz, çok hata yapacaksınız. Bundan başka bir şey hatırlamazsanız, bir hata yapmadan önce en azından bir an durun.

Y combinator’ü yönetirken şöyle bir espri yapardım: bizim görevimiz kuruculara kaale almayacakları şeyleri söylemekti. Gerçekten de doğru. Dönemden döneme, YC ortakları kurucuları yapmak üzere oldukları hatalar için uyardı ve kurucular bunları kaale almadılar. Bir süre sonra gelip “keşke dinleseydik” diyorlar.

Niye kurucular ortakların tavsiyelerini dinlemiyor? Alışkanlık dışı fikirler böyle. Sezgilerinize ters geliyor. Yanlış gözüküyorlar. Tabii ki, ilk tepkinizi bunları kaale almamak. Bu Y Combinatör’ün belası olduğu gibi aynı zamanda varolma sebebi. Eğer kurucuların önsezileri onlara doğru cevapları verseydi, bizlere ihtiyaçları olmayacaktı. Sizin sadece sizi şaşırtan tavsiye verenlere ihtiyacınız var. Onun için bir sürü kayak eğitmeni var ama koşu antrenörü çok yok [1].

İnsanlar hakkındaki sezilerinize güvenebilirsiniz. Kurucuların yaptığı en büyük hatalardan biri de insanlar hakkındaki sezilerine fazla güvenmemeleri. Etkileyici gözüken biriyle tanışıyorlar ama bir kaç şüpheleri de var. Sonra işler rayından çıkınca “o adamda birşeylerin yanlış olduğunu biliyordum ama kaale almadım çünkü çok etkileyiciydi” diyorlar.

Eğer birisi ile birşey yapmayı düşünüyorsanız – ortak kurucu, çalışan, yatırımcı, satın alıcı, ve onlar hakkında şüpheniz varsa, sezinize güvenin. Eğer birisi güvenilmez, sahte veya adi gözüküyorsa, bunu kaale alın.

Bu kendinizi düşünmenizin işe yaradığı durumlardan biri. Emin olmak için gerçekten de sevdiğiniz ve uzun zamandan beri tanıdığınız insanlarla çalışın.

Uzmanlık

İkinci alışkanlık dışı gelen nokta girişimlerde başarılı olmak için girişimlerde uzman olmanız gerekmiyor. Girişimlerde başarılı olmak için ihtiyacınız olan girişimlerde uzmanlık değil, kullancılarınızda ve onlar için çözdüğünüz sorunda uzmanlık. Mark Zuckerberg Facebook’ta başarı olmasının sebebi girişimler de uzman olması değildi. Girişimlerde çok kötü olmasına rağmen başarılı oldu çünkü kullanıcılarını çok iyi anladı.

Çoğunuz bir melek yatırım almanın ayrıntılarını bilmiyorsunuz ve bu yüzden kötü hissediyorsanız, hissetmeyin. Bu ihtiyacınız olduğu zaman öğrenebileceğiniz ve işiniz bittikten sonra unutabileceğiniz birşey.

Aslında şöyle bir endişem var, insanların girişimlerin ayrıntılarını öğrenmeleri gerekli değil, hatta biraz tehlikeli. Eğer çevirilebilir borcu, iş anlaşmaları ve (Allah korusun) FF tipi hisseler ile alakalı herşeyi bilen bir lisans öğrencisiyle tanışsam, “işte zamanının önünde bir öğrenci” diye düşünmezdim. Alarm zilleri çalardı. Çünkü genç kurucuların girişimlerini başlatırken yaptıkları hataların özelliklerinden biri de girişim kurmaya odaklanıyorlar. İyi bir fikirle ortaya çıkıyorlar, iyi bir değerlemede sermaye arttırıyorlar, güzel bir ofis kiralıyorlar ve bir sürü insanı işe alıyorlar. Ondan sonraki adım ise, güzel bir ofis kiraladıktan ve bir sürü arkadaşlarını işe aldıktan sonra ne kadar sıçmış olduklarının farkına varmak. Çünkü bir girişim kurmanın bütün dıştan gözüken şekillerini taklit ederlerken çok gerekli bir şeyi unuttular, ki bu insanların istediği birşeyi yapmak.

Oyun

Bunun olduğunu o kadar çok gördük ki, bunun için bir isim uydurduk: Evcilik oynamak. Sonra niye olduğunu anladım. Genç kurucuların girişim kurmanın şekillerinden geçmelerinin sebebi bütün hayatları boyunca bunun için eğitilmiş olmaları. Üniversiteye girmek için gerekli olanları düşünün. Sınıf dışı faaliyetler, yapıldı. Üniversite derslerinde bile, yaptığınız işin çoğunluğu tur atmak gibi suni birşey.

Burada eğitim sistemini böyle olduğu için eleştirmiyorum. Kaçınmaz olarak, birşeyi öğrenmek için yaptığınız çalışmada birazcık sahtelik olacak. Ve insanların performanslarını ölçerseniz, onlar da farktan yararlanacaklar. Bir nebze ölçtüğünüz sahteliğin ürünü.

İtiraf ediyorum, bunu üniversite’de ben de yaptım. Birçok derste sadece 20 veya 30 fikirden soru gelebileceğini farkettim. Onun için sınavlara hazırlanırken okutulan (çok istisnai durumlar var) konuları çalışmak yerine hangi soruların gelebileceğini tahmin etmeye çalışıyordum ve cevaplarını önceden hazırlıyordum. Benim için sınav hangi sorularımın sınavda çıkacağıydı. Bir oyun gibiydi.

Onun için bütün hayatları boyunca bunun için eğitilen genç kurucuların girişim kurar kurmaz böyle şeyleri araması şaşırtıcı değil. Madem ki bir girişimin başarı ölçüsü sermaye bulmak (başka bir hatalı düşünce), yatırımcıları ikna etmenin için gereken numaraları soruyorlar. Ve onlara şöyle diyoruz atırımcıları ikna etmenin en iyi yolu iyi birşeyler yapan bir girişim başlatmak, yani hızlı büyümek ve bunu yatırımcılara söylemek. Sonra, tamam deyip, peki hızlı büyümek için numaralar nedir diye soruyorlar. Sadece insanların insanların istediği birşeyi yapmak olduğunu söylüyoruz.

YC ortakları ve kurucular arasındaki bir çok konuşma kurucuların ben “bunu nasıl” demesiyle başlıyor ve ortağın “sadece” cevabı ile bitiyor.

Niye bu kadar karışık yapıyorlar? Sebebi, farkına vardım, o kısa yolu arıyorlar.

Onun için bu da girişimler hakkındaki 3. alışageldik aksi nokta: girişimi kurarken sistem ile oynamak sona eriyor. Belki büyük bir şirkette çalışsanız hala sistemi kullanabilirsiniz. Şirketin ne kadar kötü olduğuna bağlı olarak doğru kişiye yalakalık yaparak başarılı olabilirsiniz [3] Ama girişimlerde bu çalışmıyor, kandıracağınız bir patron yok. Sadece kullanıcılar var ve kullanıcıların umrunda olan tek şey  ürününüzün onların istediği şeyi yapıp yapmadığı. Girişimler fizik gibi duygusuzdurlar. İnsanların istediği birşeyinizin olması lazım ve bunu yaptığınız kadar başarılı oluyorsunuz.

Tehlikeli olan yatırımcıları bir noktaya kadar kandırabilmesi. Gerçekten de ne konuştuğunuzu çok iyi biliyormuş gibi yaparsanız, yatırımcıları 1 veya 2 yatırım turu kandırabilirsiniz. Ama sizin menfaatinize aykırı. Nihayetinde şirket batmaya mahkum. Tek yaptığınız çökerken kendi zamanınızı harcamanız.

Onun için, kısayol aramayın. Girişimlerde de kısa yollar var, her alanda olduğu gibi. Ama onların önemi, gerçek sorunu çözmekten katlarca düşük. Sermaye arttırımdan hiç birşey anlamayan ama kullanıcıların gerçekten de çok sevdiği yapan birisi sermaye arttırımı ile ilgili herşeyi bilen, ama düz kullanım grafiği olan birisine nazaran daha rahat sermaye arttırımı yapar. Ve daha da önemli, kullanıcıların sevdiği birşey yapan kurucu, sermaye arttırımından sonra başarılı olacak.

Aslında bir mana da bu kötü bir haber çünkü en kuvvetli silahlarınızın birinden mahrumsunuz. Bence girişimlerde numaraların işe yaramaması heyacan verici. Dünyanın bazı yerlerinde iyi iş yaparak kazanbilmek heyecan verici. Okulda veya büyük şirketlerde olduğu gibi,  gereksiz şeylere vakit harcasanız veya harcayanlara kaybetseniz dünyanın ne kadar kötü olabileceğini bir hayal edin. [3] Eğer ki üniversitede dünyanın belli kısımlarında sistemi kullanmanın daha az işe yaradığını veya hiç işe yaramadığını bilsem çok sevinirdim.

Geleceğinizi planlarken bunu mutlaka düşünmelisiniz. Her çeşit işte nasıl kazanılır ve böyle yaparak ne kazanırsınız? [4]

Tüketici

Bu da bizi 4. Alışkanlık dışı noktamıza getiriyor. Girişimler çok tüketicidir. Eğer bir girişim başlatırsanız, hayatınızda tahmin edemeyeceğiniz kadar yer alacaktır. Ve başarılı olursa, hayatınızın uzun bir zamanını kapsayacaktır. En azından bir kaç sene, 10 sene veya çalışma hayatınızın geri kalan kısmı. Gerçekten de burada, bir fırsat maliyeti var.

Size Larry Page’in arzu edilen bir hayatı olduğu gibi gözükür ama hayatının bazı kısımları gerçekten arzu edici değil. 25 yaşında koşabildiği kadar hızlı koşmaya başladı ve hala dinlenmek için durmadı. Hergün Google imparatorluğunda sadece imparatorun çözebileceği sorunlar oluyor. Ve o da, imparator olarak, bunları çözmek zorunda. Bir hafta tatile çıksa bile, bir sürü pislik birikiyor. Ve bunları hiç söylenmeden çözmeli çünkü şirketin babası olarak asla zayıflık veya korku gösteremez. Ve ğer milyarderseniz ve zor bir hayattan bahsederseniz, sıfırın altına sempati görürsünüz. Bu da değişik bir yan etki, başarılı bir girişimin kurucusunun zorlukları bu işi yapanlar dışındakilerden saklanmış.

Y combinator bugüne kadar büyük sayılabilecek birkaç başarıya para koydu. Ve bunların her birinde kurucular aynı şeyi söylüyor. Hiç kolaylaşmıyor. Problemlerin şekli değişiyor. Mesela apartman dairenizdeki bozuk klima yerine Londra’daki yeni ofisinizin yapılışındaki gecikme sorunları ile uğraşıyorsunuz. Ama toplam endişe miktarı asla azalmıyor hatta, artıyor.

Başarılı bir girişimi başlatmak çocuk sahibi olmaya benziyor, bir düğmeye basıyorsunuz ve bütün hayatınızı değiştiriyor. Gerçekten de dünyada en güzel şeylerden biri çocuk sahibi olsa da, çocuk sahibi olmadan önce ve sonra daha kolayca yapacağınız bir sürü şey var. Birçoğu da sizi daha iyi bir ebeveyin yapacak. Zengin ülkelerin çoğunda olduğu gibi siz de butona tıklamayı birazcık geciktirebilirsiniz.

Girişimleri başlatmaya gelirsek, bir çok insan bunu üniversiteyken yapmaları gerektiğini düşünüyorlar. Siz çılgın mısınız? Ve üniversiteler ne düşünüyorlar? Öğrenciler doğum kontrolü hapı alsınlar diye ellerinden geleni yapıyorlar. Ama sağda solda, girişimcilik programları ve girişim kuluçka merkezleri başlatıyorlar.

Adil olmak gerekirse, üniversiteler buna zorlanıyorlar. Gelen birçok öğrenci girişimlerle ilgileniyor. Üniversiteler, yazılı olmasa da, en azından sizi kariyeriniz için hazırlamalı. Onun için, girişimlere ilgi duyuyorsanız, üniversitelerin size girişimleri öğretmeleri gerekiyor. Ve yapmazlarsa, belki bunu yapan diğer üniversitelere başvuranları kaptıracaklar.

Peki, üniversiteler girişimleri öğretebilirler mi? Evet ve hayır. Açıkladığım gibi, size girişimleri öğretebilirler, ama bilmeniz gereken bu değil. Şirketi başlatana kadar da bunları öğrenemezsiniz [5]. Yani bir girişimi başlatmayı sadece yaparak öğrenebilirsiniz. Onun için bunu şimdi açıkladığım sebepten dolayı üniversite de yapamazsınız çünkü girişimler bütün hayatınızı ele geçiriyor. Kağıt üzerinde öğrenci olabilirsiniz, ama bu bile uzun sürmez. [6]

Bu ikilemde hangi yolu seçmelisiniz? Gerçek bir öğrenci olup girişim başlatmamak veya gerçek bir girişim başlatıp ve öğrenci olmamak. Buna sizin için cevap verebilirim. Üniversitedeyken girişim başlatmayın. Nasıl bir girişim başlatılır aslında sizin hayatta çözmeye çalıştığınız daha büyük bir sorunun alt kümesi: Nasıl iyi bir hayat yaşanır. Bir çok hırslı insan için iyi bir hayatın parçası olabilir, ama 20 bunun için uygun zaman değil. Bir girişim kurmak çok agresif bir şekilde tek bir uzmanlığa yoğunlaşma. 20’li yaşlarında bir çok insan farklı alanları taramalı.

Sadece 20’lerinizde yapabiliceğiniz ve bundan önce veya sonra daha iyi yapamayacağınız şeyler var, mesela hiçbir kazancı olmayacak bir projeye atlamak gibi veya çok ucuza herhangi bir zaman kısıtlaması olmadan seyahat etmek gibi. Çok hırslı olmayanlar için bu durum başlamayı engelleyebilir. Ama hırslı olanlar için, gerçekten de değerli bir keşif gibi. 20’nizde bir şirket başlatırsanız ve yeteri kadar başarılıysanız, bir daha asla yapamayacaksınız. [7]

Mark Zuckerberg asla yabancı bir ülkede öylesine takılamayacak. Sizin yapamayacağınız şeyleri o yapabilir, yabancı ülkelere uçak kaldırmak gibi. Ama başarı onun hayatından birçok hoş süprizi de aldı. Onun Facebook’u yönettiği kadar, Facebook’da onu yönetiyor. Hayatınızın çalışması olarak kabul ettiğiniz bir projenin başında olmak güzel olsa da, özellikle erken yaşlarda hoş süprizlerin de avantajları var. Size hayatınızın çalışmasını seçmeniz için daha çok seçenek veriyor.

Burada kaybedilen birşey de yok. 20 yaşında şirket başlatmazsanız, herhangi birşeyden ödün vermiyorsunuz, çünkü beklerseniz muhtemelen daha başarılı olacaksınız. İstisnai bir durumda, astronomik olarak istisnai bir durumda, hem 20 yaşında olup hem de yanda yaptığınız proje Facebook gibi büyürse. O zaman bunu devim ettirme veya ettirmeme seçeneği var, ve belki o zaman devam ettirmek daha mantıklı. Ama genelde girişimler kurucular onları uçururlarsa uçuyorlar. Bunu 20 yaşında yapmak gereksiz yere salaklık.

Denemek

Bunu her yaşta yapabilir misiniz? Farkındayım, girişimi başlatmayı biraz zor gösterdim. Yapamadıysam, tekrar deneyim. Bir girişim başlatmak gerçekten de çok zor. Çok zorsa ne olacak? Bu mücadeleye hazır olup olmadığınızı nereden bileceksiniz?

Cevap 5. alışkanlık dışı nokta. Söyleyemezsiniz. Hayatınız, şu ana kadar, geleceğiniz nasıl olabilir ile bilgili biraz fikir verdi, bir matematikçi olmak istediyseniz, veya profesyonel bir amerikan futbolu oyuncusu. Ama çok garip bir hayatınız olmadıysa, aslında, siz bir girişim başlatmak gibi birşey daha yapmadınız. Girişimi başlatmak sizi çok değiştirecek. Onun için, tahmin etmeye çalıştığınız sadece ne olduğunuz değil ama ne olabileceğiniz ve bunun kimin yapacağı?

Son 9 senedir işim insanların başarılı girişim yapıp yapamayacaklarını tahmin etmekti. Gerçekten insanların ne kadar zeki olduklarını söylemek kolaydı ve bunu okuyan insanların çoğu zaten öyle. Zor kısmı ne kadar sıkı ve azimli olacaklarını ön görmekti. Muhtemelen şu noktada bunu benden daha fazla tecrübe etmiş başka birisi daha yok ve size bir uzmanın bunu ne kadar bilebileceğini söyleyebilirim: çok fazla değil. Her sınıfta hangi girişimin muazzam başarılı olabileceği konusunda açık fikirliydim.

Bazen kurucular bildiklerini düşündüler. Bazıları gelip Y combinator’de her işi takır takır yapacakları güveni ile geldiler, tıpkı geçmişte karşılaştıkları az ve kolay suni testler gibi. Bazıları geldiklerinde nasıl kabul olduklarına şaşırdılar ve umut ettiler ki bunu kimse keşfetmeyecek. Kurucuların en baştaki davranışları ile şirketlerin başarılı olma sonucu arasında neredeyse korelasyon yok.

Aynısının askeriyede de geçerli olduğunu okumuştum, kasıntı acemiler sessiz acemilere nazaran ileride daha dayanıklı olmuyorlar. Ve sebep aynı: bu dönemdeki testler insanların geçmiş zamanındaki testlerinden çok farklılar.

Eğer gerçekten de bir girişimi başlatmaktan ödünüz kopuyorsa, muhtemelen yapmamalısınız. Aksi takirde, sadece yapıp yapamayacağınızdan emin değilseniz, öğrenmenin tek yolu denemek. Ama şimdi değil.

Fikirler

Bir gün girişim başlatmak istiyorsanız, şimdi üniversitede ne yapıyorsunuz? Başlangıç için sadece 2 şeye ihtiyacınız var, bir fikir ve kurucu ortaklar. Bunların ikisini de elde etmek için yapılan aynı, bu da bizi 6. ve son alışkanlık dışı noktaya getiriyor. Girişim fikirlerini elde etmenin yolu, girişim fikirlerini düşünmemekten geçiyor.

Bunun için bir makale yazdım ve herşeyi burada tekrarlamayacağım. Ama bunun kısa hali eğer bilinçli bir şekilde girişim fikirlerini düşünmeye çalışırsanız, sadece kötü fikirleri değil ama, kötü ve kulağa hoş gelen fikirleri düşüneceksiniz. Bu da bunların kötü olduğunun farkına varana kadar zaman harcayacaksınız demek.

İyi girişim fikirleri bulmanın yolu bir adım geri atmak. Bilinçli olarak girişim fikirlerini düşünmeye çalışmak yerine, beyninizi bilinç altında girişim fikri oluşturan şekle çevirin. Öyle ki, o kadar bilinçsiz olabilir ki, en başta bunların girişim fikri olduğunun farkına bile varmıyorsunuz.

Bu sadece mümkün değil, Yahoo, Google, Facebook ve Apple hep böyle başlatıldı. Bu şirketlerin hiçbiri en başta şirket bile olmayacaklardı, sadece yan projelerdi. Neredeyse fikirlerin en iyileri yan bir proje olarak başlamak zorunda, çünkü öyle bir çizginin dışındakiler ki zihniniz bunu girişim fikri olarak reddedecek.

O zaman zihninizi bilinç dışı olarak girişim fikri olan bir zihne nasıl çeviriyorsunuz? 1, önemli olan şeyleri öğrenin. 2, sizi ilgilendiren sorunlarda çalışın. 3, beğendiğiniz ve saygı gösterdiğiniz insanlarla birlikte. 3. kısım bu arada ortak kurucularınızla fikirleri beraber bulduğunuz zaman.

İlk defa bu paragrafı yazdığımda, “önemli şeyleri öğrenin” yerine, “bir teknolojide iyi olun” diye yazdım. Ama bu reçete, yeterli olsa da, çok kısıtlı. Airbnb’den Brian Chesky ve Joe Gebbia ile ilgili özel olan şey onların teknoloji uzmanı olmamalarıydı. Sanat okuluna gittiler. Tasarımda uzmandılar ve bundan da önemli, insanları organize edip projeleri bitirmede çok iyiydiler. Onun için, illa teknoloji de olmanız gerekmiyor, sizi zorlayacak şeylerde çalıştığınız sürece.

Bunlar nasıl sorunlardır peki? Bunu genel olarak bakarak cevap vermek çok zor. Tarihte bir çok örnekte genç insanlar kimsenin çalışmadığı sorunları çözmeye çalışıyorlar. Onların ebeveyinleri onların önemli olmadığını düşündüler. Diğer tarafta, tarihte daha da fazla örnekte ebeveyinler çocuklarının zamanlarını boşa harcadıklarını düşündüler ve bu konuda haklıydılar. Gerçek bir konu hakkında çalıştığınızı nereden biliyorsunuz? [8]

Nasıl bildiğimi biliyorum. Gerçek sorunlar ilginçtir ve bu konuda biraz zevkime düşkünüm. Ben her zaman başka kimse ilgilenmese bile ilginç bulduğum şeyler üzerine çalışmayı isterim. Ve sıkıcı ve önemli olması gereken şeylerde çalışmak çok zor geliyor.

Benim hayatımda bir çok durumda birşeyleri ilgimi çektiği için yaptım. Ve sonra ileride bir şekilde işe de yaradılar. Y Combinator’ın kendisi de sadece ilginç bulduğum için yaptığım birşey. Bir türlü içimde bana yardım eden bir pusula var sanki. Ama başkalarının kafasında ne olduğunu bilmiyorum. Belki de bu konu hakkında düşünmemin sebebi gerçekten de ilginç fikirleri tanımaya yardım edecek bir kural bulmak.İlginç sorunlarla ilgileniyorsanız, ilginizi enerjinizle gidermeniz bir girişim için kendinizi en iyi hazırlama yöntemi. Bunun için belki de en iyi yaşama yöntemi. [9]

Genel olarak neyin ilginç bir sorun olduğunu söyleyemesem de, bunların alt kümeleri hakkında konuşabilirim. Teknolojiyi fraktallar gibi büyüyen birşey gibi düşünürseniz, ucundaki her nokta hareket ediyor, bu ilginç bir problemdir. Zihninizi girişim fikirlerinin bilinçsiz oluştuğu bir şekle çevirmenin garantili yolu kendinizi ilerleyen bir teknolojinin uç noktasına koyun, Paul Buchheit’in dediği gibi, “gelecekte yaşayın”. Ve oraya varınca, bazılarına esrarengiz ve ileri görüşlü gelen fikirler size çok net gözükecek. Bunların girişim fikirleri olduğunun farkına varmayabilirsiniz, ama olmaları gereken birşey olduğunu farkedince bileceksiniz.

Mesela, Harvard’dayken, 90’ların ortalarında, master programından arkadaşlarımdan, Robert ve Trevor, internet üzerinde ses yazılımını yazdı. Bir girişim olması amaçlanmamıştı. Hiç oluşturmaya da çalışmadı. Sadece Tayvan’daki kız arkadaşıyla uzun mesafe aramalarına para vermeden konuşmak istedi. Ağlarda uzman olduğu için de, ona sesi paketler haline çevirip Internet üzerinden göndermek çok bariz birşeymiş gibi gözüktü. Bununla hiç birşey yapmadı. Bunu bir girişime çevirmeye çalışmadı. Ama bütün iyi girişimler böyle oluşuyor.

Garip olarak da, üniversitede başarılı bir girişim kurucusu olmak için yapmanız gereken, böyle girişimciliğe mesleki şekilde yoğunlaşmış bir üniversite değil. Klasik eğitim için eğitimin üniversite versiyonu. Bir girişim kurmak istiyorsanız, üniversitede etkili şeyler öğrenmelisiniz. Gerçekten de fikri merakınız varsa, zaten bunu doğal olarak yaparsınız, sadece kendi eğilimlerinizi takip edersiniz. [10]

En iyi durumda, bir girişimi başlatmak merak için bir gizli amaç ve gizli amaçlarınızı sürecin en sonunda ortaya çıkarırsanız kendiniz için en iyisini yaparsınız.

İşte, genç girişim kurucu olacaklara en muazzam tavsiye iki kelimeye indirildi, sadece öğren.

 

Notlar:

[1] Bazı kurucular diğer kuruculara nazaran daha iyi dinliyorlar ve bu başarı tahmininde bir etken olabiliyor. YC sırasında Airbnb hakkında hatırladığım birşey de ne kadar dikkatli dinledikleriydi.
[2] Aslında, bu girişimleri mümkün kılan sebeplerden biri. Eğer büyük şirketler dahili verimsizliklerle dolu olmasalardı, daha etkin olur ve girişimler için daha az yer bırakırlardı.
[3] Bir girişimde bol bol şaşalı olmayıp ama gerçek olan işlerle uğraşmanız lazım.
[4] Eğer gerçekten de sistemi oynamayı biliyorsanız ne yapmalısınız? Yönetim danışmanlığı
[5] Şirketin kurulmuş olmasına gerek yok, ama çok kullanıcı gelmeye başlamışsa, siz farkında olsanız da olmasanız da şirket zaten başlamıştır.
[6] Aslında şirketlerin öğrencilere girişimleri öğretememesi garip gelmemeli çünkü iyi çalışan olmayı da öğretemiyorlar.
Üniversitelerin “öğretim” şekli bu sorunu şirketler staj aracılığı ile paslamak. Ama bunu girişimler için yapamazsınız çünkü öğrenci başarılı olursa, geri gelmez.
[7] Charles Darwin 22 yaşındayken HMS Beagle gemisinde seyahet etmeye çağrıldı. Ailesini telaşlandıracak kadar boştu ki, bunu kabul edebildi. Kabul etmese, ismini bile bilmeyecektik.
[8] Bazen aileler bu konu hakkında çok muhafazakar olabiliyorlar. Bazıları için önemli sorun sadece tıp fakültesine gitmek olabiliyor.
[9] İlginç fikirleri sevip sevmediğinizi anlamak için bir kural buldum: Bilinen sıkıcı fikirlere dayanabiliyor musunuz? Edebiyat teorisine veya orta düzey yönetici olarak çalışmaya dayanabiliyor musunuz?
[10] Aslında amacınız bir girişim başlatmak ise, geçmişteki nesillere nazaran daha sıkı bir şekilde serbest eğitim kavramını takip edebilirsiniz. Geçmişte öğrenciler üniversite’den sonra iş bulmaya yoğunlaşırlardı, aldıkları derslerin bir işverene ne manaya gelebileceği konusunu çok düşünmezlerdi. Hatta not ortalaması düşmesin diye zor bir ders almazlardı. İyi haber: kullanıcılar sizin not ortalamanıza bakmıyorlar! Hiçbir yatırımcının taktığını da duymadım. Y kombinatör’de aldığınız dersleri ve notlarınızı sormuyor.

Sam Altman’a, Paul Buchheit’e, John Collison’a, Patrick Collison’a, Jessica Livingston’a, Robert Morris’e, Geoff Ralston’a ve Fred Wilson’a bu taslağı okudukları için teşekkür ederim.