Press "Enter" to skip to content

Month: April 2015

Kitap Tanıtımı – Progress Principle


Teresa Amabile ve Steven Kramer’ın The Progress Principle adlı idare üzerine yazdıkları kitap en önemli işletme kitaplarından biri. Kitap için kullanılan veriler, 14 yıl boyunca farklı sektörlerdeki 7 farklı firmadan toplam 350 kişiden toplanmış. Bu kişiler şirketlerindeki yaşadıkları ile ilgili günlük tutmuşlar ve toplamda 10,000 günlük girişi yapmışlar.

Kitapta ölçüm olarak kullandıkları metod şöyle: Eğer kişinin içsel çalışma huzuru varsa, kişi daha iyi hisseder; böylece daha iyi sonuçlar ortaya çıkarır ve daha yaratıcı olur. O zaman bir yöneticinin en önemli görevi çalışanları için her gün içsel çalışma huzurunun oluşacağı ortamı yaratmak. Peki bu nasıl olur?

Günlüklere baktıkları zaman kişilerin bu olumlu duyguyu en çok aşağıdaki çizimde belirtilen ilerleme, besleyici ve ittirici durumlarda elde ettiği gözükmüş.

Kitapda 3 tane etken gösterilse de kitabın adının The Progress Principle – İlerleme İlkesi olmasının bir sebebi var.  Günlüklerdeki araştırmalarda, herhangi bir gün kişinin içsel çalışma huzuru varsa o zaman %95 oranında o kişi o gün bir ilerleme kaydetmiş oluyor. Besleyici ve ittirici faktörlerde bu oran %65’lere düşüyor. Yani besleyi ve ittirici etkenler önemli olsa da en önemli ve etkin olan ilke ilerleme kaydedilmesi.

Bu bilgilerin ışığında bir yöneticinin yapabileceği en önemli şey çalışanlarına her gün ilerleme gösterebilecekleri bir ortam sağlamak. İlerleme bir işde mesafe katetme olduğu gibi aynı zamanda ufak projelerin tamamlanması veya çok önemli keşiflerin ortaya çıkması da olabilir. Diğer etkenler için ne geçerli olduğu aşağıdaki çizimde gözüküyor.

Bu kitabın sonucu hafife alınmamalı çünkü yönetim ile ilgili binlerce fikrin uçuştuğu bir ortamda bu kadar uzun süreli ve kapsamlı bir çalışma yapan çok az eser var. Sonuçları ise basit gözükse de herkes şahittir ki şirketlerimizin çoğu bunların yanından bile geçmiyor.

Hepimizin daha güzel kurumlarda çalışması ve kurumlarımızı güzelleştirmemiz umuduyla

Kitap Tanıtımı – Mythical Man Month


Yazılımın her an daha fazla hayatlarımıza girdiği bu dönemde, yazılımla ilgili bir iş yapacak kişinin okuması gereken kitaplardan bir tanesi muhtemelen Mythical Man Month’dır. Yazılım yönetimi ile ilgili olarak teknik olmayan insanların anlayabileceği dersler veren kitabın yazarı Fred Brooks bu kitabı 1975 yılında yazmış olmasına rağmen, kitap hala çok ilgi çekiyor. İlgi çektiğini biliyorum çünkü Amazon’da 40 sene önce yazılmış olup ta, Kindle versiyonu 25 dolara satılan çok az kitap vardır.  Kitaba 1995 yılında ek bölümler ekleyen Brooks, kitap ile ilgili eleştrilere cevap vermiş (bunlar haklı, bunlar haksız diye). Kitabı okuyacak sadece bir saatiniz varsa 16 – 19. bölümleri okumanız epeyce yararlı olacaktır.

Kitapta konuşulan başlıca kavramlar
– Kitaba ismini veren Mythical Man Month’ın olayı şu: Bir proje geç kalıyorsa ve onu hızlıca bitirmek için projeye insan eklerseniz, bu proje daha da geç kalacaktır. Bunun sebebi projeye gelecek kişinin projeyi öğrenmesi gerekecek ve proje için gerekli olan iletişimi arttıracaktır. Bunların hepsinin zaman maliyeti vardır.
– Yazılım dünyasındaki etkinlik donanım dünyasındaki kadar hızlı artmıyor ve muhtemelen de asla artmayacak. Bunun sebebi yazılımın yavaşca gelişmesi değil, donanımın çok hızlı gelişmesi. Moore yasasını biliyorsunuzdur, 18 ayda bir santimetrekareye girecek transistör sayısı iki katına çıkar. Moore yasası onlarca yıldan beri geçerliliğini koruyor ama böyle bir gelişme yazılımda yok çünkü her yazılım kendine hastır. Aynı şeyin tekrarı yoktur.
– Yazılım dünyasında çok hızlı gelişim olmaması, yazılımda gümüş kurşun olmadığı manasına gelir. Tabii ki buna yaklaşan şeyler vardır (yüksek seviyeli diller gibi) ama bunları oluşmasını ve her şeyi yapmasını beklemektense bol bol normal kurşun kullanmak daha iyidir.
– Yazılım mimarisi ve uygulaması zor bir alan olduğu için, iyi yemekler geç piştiği gibi iyi yazılımlarda geç oluşabilir.
– Yazılım ile ilgili en önemli şey  Conceptual Integrity dediği yazılımın kavramsal bütünlüğe sahip olmasıdır. Yani, yazılım mümkünse tek bir kişi ya da benzer düşünen kişiler tarafından tasarlanmalıdır çünkü tasarımcının amacı hem yazılımı kuvvetli yapmak hem de kullanılabilir yapmak. Bu bir denge işidir ve bu sadece tek bir kişi ya da benzer düşünen kişiler tarafından ortaya çıkarılabilir. Aksi takdirde ya işlevsellik zarar görür ya da kullanılabilirlik (veya ikisi de)
– Kavramsal Bütünlük için demokrasiye ihtiyaç yoktur. İşi en iyi bilen, bu işi yapmalıdır. İşi bilen kişi isterse başkalarını dinleyebilir ama dinlese bile kendi kafasına göre takılmalıdır.

Kitapda yazılımın neden zevkli olduğundan (bir şey yapabilme zevki, yeni bir şeyler öğrenme zevki…) yazılım içi dokümantasyona, bilgi saklamanın faydalarına kadar daha birçok konu var.

İyi okumalar dilerim!

Masrafsız Tasarla ve Sat – The Cotery

Geçmiş yazılarımızda Tee Spring‘in bir konuşmasının tercümesini yapmıştık. Tee spring t shirt firması ve tasarımcıların seveceği şöyle bir modeli var: İstediğiniz t-shirt’i tasarlıyorsunuz, bir fiyat belirliyorsunuz ve o fiyatla alakalı satış miktarı gerçekleşirse t-shirtiniz satılıyor. Tee spring üretimi ve postalamaların hepsini kendisi hallediyor. Tasarımcılarda satıştan kar ediyor ve söylendiğine göre bazı tasarımcılar ayda 100,000 doların üzerinde bu süreçten para kazanıyor.

Aynı süreci diğer giysilere uygulamak gerekirse burada The Cotery diye bir firma ortaya çıkıyor. Gene Tee spring modelinde olan bu site, t shirt, giysiler, taytlar tasarlatıyor ve aynı modelle satıyor. Tabi bu tasarım işi epeyce ayrıntı gerektiriyor ve bunu da aşağıda göründüğü gibi sağlamaya çalışıyor The Cotery.

Yolları açık olsun!