Press "Enter" to skip to content

Month: July 2015

Flow Kitap Tanıtımı


Mihaly Csikszentmihalyi
‘nin (çiksentmihalyi diye okunuyor) Flow (akış) adlı kitabı ile ilgili referanslar özellikle girişim dünyasında (nihayetinde işletme dünyasında) birçok kez karşıma çıktı.

Kitabın ana kavramı olan akış’ın tanımını bir örnekle yapmak daha iyi olacaktır. Kişi akış anında öyle bir halde çalışıyor ki zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmıyor (saatler dakikalar gibi geçiyor) ve kendini geliştirecek hedeflere ulaşıyor. Spor alanında saatler sonunda bir atışı daha iyi yapmaya başlama olabilir, yazılım alanında haftalarca uğraştıktan sonra programın bir araya gelmesi olabilir. Akış öyle bir anki verdiğiniz emeklerin nihayet meyvesini görmeye başlıyorsunuz.

Akış anından çıktığı zaman kişiye şunlar oluyor:

1) kendisini daha da geliştirmiş oluyor
2) belli bir toplumla bağını daha da kuvvetlendirmiş oluyor.

Bir kişisel farklılık yaratmamıza rağmen aynı zamanda bu farklılığımızı başka şeylerde de kullanma arzusu oluşuyor. Yâni akış öyle birşey ki bol bol hepimiz buna girmeliyiz :)

İşletme, yâni eski adıyla idare ve sevk, dünyasında akış bir kurumun çalışanlarında ne kadar çok olursa o kurum o kadar üretken bir kurum olur. Onun için kurumlardaki yöneticiler çalışan kişilerin bu akışa girecekleri ortamlar yaratmakla yükümlüler ve bu onların en önemli görevidir. Çünkü çalışanlar akışa bol bol girerlerse kendi yönettikleri bölümler başarılı olacaktır.

Peki yöneticiler nelere dikkat etmeli?  Öncelikle akışı engelleyecek durumları ortadan kaldırmalılar. Kitapta akışı engelleyecek durumlar ise şöyle belirtiliyor:
1) Kuralsızlık durumu: Herhangi bir kural ya da kısıtlama olmadığı zaman kişiler ne yapacağını şaşırabiliyorlar
2) Yabancılaştırma: Kişilerin kendi arzu ettikleri şeyleri yapmalarını engelleyerek kendilerine yabancılaştırma durumu

Diğer bir deyişle kişilerin hergün kendilerini geliştirebilecek hedefleri olmalı ve bu hedefleri bazen kendileri de koyabilmeliler ama belli başlı kısıtlamaların içinde olmalı.

Bazı kişiler ortam ne kadar kötü olursa olsun bunu kendi başlarına yapabiliyorlar, bozuk bir şey buluyorlar, onu tamir ediyorlar. Hatta kitaptaki uç örnek hapishane ortamı ile ilgili. Hapishane ortamında golf oynayışını geliştiren insanlar varmış.

Ama böyle insanlar istisna, onun için işi çoğu insanı akış durumuna sokacak bir şekilde kurgulamak lâzım. Bunun yoluda bir yandan işin tamamlandığını görmek ve hedeflere ulaşabilmek. Diğer yandan da kişilerin kendi başına iş icat edip ve bunları icra edebilmelerini mümkün kılmak. Bu arada insanın bir şey icra etmeye başlayabilmesi bazen dakikalar, hatta saatler boyunca yoğunlaşmayı gerektirebiliyor. Onun için iş ortamında insanları gereksiz yere bölmemek çok çok önemli çünkü kişi akışa girmek için hazırlık yapıyor olabilir.

Kitapta daha epeyce bir konu var: cinsel ilişkiler, yoga ve uzak doğu sporlarında akış nasıl oluyor,  sürekli bir iş yapmanın önemi, günde 16 saat çalışıp, 16 saat zevk alan çobanların hayatları, yalnızlığın yönetimi, stresle başa çıkabilme, aile hayatının iyileştirilmesi, vs…

Kitabın Türkçesine buradan ulaşabilirsiniz.  Bu arada kitap çok uzun olabilir, sırf not kısmını okusanız bile epeyce bir fikir elde edebilirsiniz.

Akışınız bol olsun :)