Press "Enter" to skip to content

Month: December 2015

Kitap Tanıtımı – Hard Thing About Hard Things


Teknolojik gelişmeler sayesinde genelde hayatımız daha iyi bir duruma gitmekte ve bir grup insan çok muazzam değer yaratacak işler yapıyor. Mesela Airbnb evinizde kullanmadığınız odayı kiralamanıza, whatsapp parasız mesaj, fotoğraf atmanıza ve yer bildirmenize izin vererek belki 10 sene önce düşünemediğimiz şeyleri münkün kılıyor. Teknoloji armut gibi pişip ağzımıza düşse de, bu teknolojiyi geliştiren insanların işleri çok da kolay olmuyor.

Bu zorlukları yaşayıp, ondan sonra bunları bir kitaba döken Ben Horowitz, şu anda silikon vadisinin en meşhur sermaye yöneticilerinden birisi. Hard Thing About Hard Things (zor şey hakkında zor şeyler) adlı kitabında başından geçen kişisel ve yönetimsel birçok tecrübeyi paylaşmış ve kurum ve insan yönetiminin teknoloji yönetimi kadar önemli olduğunu göstermiş ve de bunları kısa ve anlaşılabilir konular halinde göstermiş.

Aşağıda bazı maddelerin özetleri var, ama kitapta çok daha fazlası var.

CEO olduğu gibi sorunları söylemeli: Bazen sorunları tek başına çözmek zorunda olduğunuzu düşünebiliriniz ama bunu paylaşmanın çok önemli faydaları var. Sorun başkalarının da sorunu olunca onlar da bir şeyler düşünmekte ve çözüm üretmek zorunda kalıyor.  Bir de sizin işinizin kolay olmadığını görüyorlar.

İnsanları düzgün şekilde işten çıkarma: Öncelikle çok iyi bir işe alma süreci yapın ki insanları işten çıkarmak zorunda kalmayın ama ne kadar iyi yapsanız da mutlaka bir uyuşmazlık olma ihtimali var. Eğer birisini performans yüzünden işten çıkarmayı düşünüyorsanız, bunu çok hızlı bir şekilde yapmanızda fayda var çünkü her geçen gün işten çıkarılacak kişi işte kalacağını daha da fazla düşünmeye başlıyor ve performans sorunları artıyor. Net bir şekilde niye çıkarıldıklarını (kötü performanslarını göstermeniz objektif şekilde göstermek gibi) belirtmeniz önemli ki neden çıkarıldıklarını bilsinler.

Bol bol demir kurşun: Kurt adamları gümüş kurşunla öldürebilirsiniz ama iş hayatında genelde gümüş kurşun yok. Onun için bol bol demir kurşun atmanız gerekiyor. Ne kadar ekmek, o kadar köfte olarak da adlandırabiliriz bu kavramı.

Çalışanlarınızı eğitmek: Eğitim getirisi en yüksek olan yönetim metodlarından biri. Yılda 2000 saat çalışan insanlar her eğitimle çıktılarını %1 arttırsalar, 20 saat yapar. 10 kişiye eğitim versen, 200 saat yapar. Eğitimi hazırlamak ve vermek için 20 saat vakit harcasan, 1’e 10 getiri sağlıyor.

Çalışanlarınızı ölçmek: Bir şirket için en kötü şeylerden bir tanesi galiba herkese eşit miktarda performans için toplu zam yapmaktır. Bunu yapınca aslında şu mesajı veriyorsunuz: “Az veya çok çalışın, kovulmadığınız sürece hepiniz aynı miktarda kendinizi aşmış sayılıyorsunuz. Yani sadece kovulmayacak kadar çalışın”  Halbuki her çalışanınızın performansını ölçmeniz, kendi işlerini yapmaları için gerekli ortamı hazırlamanız gerekiyor.

Bunun dışında ünvan ve kıdem arttırışları, çalışanlarınızla haftalık olarak yapılan birebirler, şirketinizi satıp satmama kararı ile ilgili düşünceler. Bunların hepsini ve daha fazlasını kitapta bulabilirsiniz.

Unutmayın kimse yönetici doğmuyor ama başkalarının tecrübelerinden faydalanarak iyi bir yönetici olabilirsiniz.