Press "Enter" to skip to content

Month: January 2016

Kitap Tanıtımı – Sanat ve Korku


Fotoğraf sanatçıları David Bayles ve Ted Orland’ın Art & fear adlı kitabı sanat yapmak için hazırlanmış.

Sanat yapmak zor bir iş çünkü çoğu zaman yaptığımız işin uzmanı olamıyoruz veya uzmanı olduktan sonra yerimizde sayabiliyoruz. Sanatın yapılmasını engelleyebilen korkulara geçmeden önce, yazarlar şu varsayımları ortaya koyuyor:
1) Sanat yapmayı gerektiren yetiler öğrenilebilir.
2) Sanat olağan insanlar tarafından yapılır.
3) Sanatı yapmak ve sanatı görmek farklıdır. Sanatı yapan kişi için süreç önemli iken, sanatı gören kişi için ise sanatın çıktısı önemlidir.

Kitabın yazarlarının ayrı bir başlık olarak eklemediği ama belirttiği bir konu ise bol bol çalışmaktır. Sanatçılara bir noktaya nasıl geldikleri sorulmazmış, sadece  teşekkür edilip, takdir edilirmiş. Sorulsa da cevap belliymiş: çalışmak, çalışmak ve çalışmak.

Peki birçok kişinin sürekli olarak sanat üretmesini engelleyen korkular nedir?
– Ben gerçek bir sanatçı değilim, uydurma işler yapıyorum
– Diyecek önemli bir şeyim yok
– Ne yaptığımdan emin değilim
– Diğer insanlar benden daha iyi
– Ben sadece bir [öğrenci, doktor, anne] yim
– Hiç gerçek bir sergim olmadı
– Kimse yaptığım işi anlamıyor
– Kimse yaptığım işi beğenmiyor
– Ben bu konuda iyi değilim

Görüldüğü üzere bu korkular sanattan çok sanatçı ile âlakalı. Sanat yaparken kişi en iyi yetilerini kullandığı araçlara ve en önem verdiği fikirlere yansıtıyor. Sanat çok önemlidir ve korku ise arada bir ortaya çıkabilir. Arada bir ortaya çıkmasına rağmen rahatsız edebilir ve sinsidir. Korku kendisini tembellik, işi zamanda bitirmemek, etrafımızdakilerden tiksinme, başkalarının başarılarından rahatsız olmak olarak gizleyebilir. Sanatçıları ve eski sanatçıları ayıran nokta ise korku ile mücadeledir. Mücadele eden devam eder, etmeyen ise bırakır. Sanat yapımındaki her adımda bu mücadele test edilir.

Korkunun ortaya çıkmasına sebep olan bazı durumlar şöyledir:
Görüş ve İcra: Yazar David Bayles bu durumu şu örnekle anlatıyor. Ufakken piyano dersi alırken, çok çalışırmış ve kafasında çaldığı ile piyanoda çaldığı arasında hep fark olurmuş. Hocasına bunu aktarınca, hocanın cevabı şöyle olmuş: “Bunun değişeceğini nereden çıkarıyorsun?” Görüş her zaman icranınn önündedir, kullanılan araç gerçek ile temastır ve belirsizlik bir erdemdir.

Hayal etme: Bir esere başlamadan önce hayal gücü en üst seviyededir çünkü herşey mümkündür. Ancak ilk notayı yazdığınızda, ilk satırı yazdığınızda artık seçenekleriniz kısıtlı hale gelmiştir. Moby Dick’in başlangıcında “Bana İsmail deyin” adlı cümle ile kitaptaki bundan sonra gelecekler kısıtlanmıştır. Yazılan her sayfa ondan sonra gelecek sayfaları kısıtlamaktadır. Bitirilen bir eserde icra ile hayal gücü dengededir. Eserlerin bitmemesine sebep olan bir faktör icrada disiplinsizlik değil ama hayal gücünde disiplinsizliktir. Eserin bitmesi hayal edilen birçok şeyden vazgeçmek manasına gelmektedir.

Araçlar: Sanatı hayata geçiren araçlar yapabilecekleri ile sanatçıya çok zevk verebilir. Kağıdın yapısı, boyanın kokusu, tahtanın ağacı farklı farklı olasılıkları kafada canlandırabilir. Araçlardaki potansiyeli hayata geçirecek olan ise sanatçının elidir. Potansiyel hayata geçmez ise potansiyel olarak kalır. Sanat yapılırken kafada olan hayata geçirilir ve geçiş araçlar üzerinden yapılır. Bu araçların tepkisine göre kafamızda yeni olasılıklar ortaya çıkar.

Belirsizlik: Kullandığınız araçlar, sanat yaparken kontrol edebileceğiniz yegâne şey olabilir. Bunun dışındaki her şey belirsizdir. Şartlar asla mükemmel değildir, tamamen konu bilinmez. Sonuç olarak ne diyeceğinizi bilemezsiniz, az mı çok mu diyeceğinizi bilemezsiniz, yaptığınızdan tatmin duyup duyamayacağınızı bilemezsiniz. Tabii bu durum herkes için geçerli. Yazarların fotoğraf sanatçısı arkadaşı Jerry Uelsmann bir keresinde bütün bir sene boyunca yaptığı yüz kadar eseri tanıttı ve 10 tanesini hiç kimseye göstermeden yok ettiğini belirtmiş. Tolstoy, daktilo ve bilgisayarlardan önce, Savaş ve Barış’ı 8 kez yazmış.  Sanatta tahmin etme olmuyor, onun için belirsizlik önemli ve belirsizliği kabullenmek başarı için şart.

Kitabın diğer kısımlarında sanatçıların kendileri hakkındaki korkuları (yalandan yapmak, yetenek, mükemmeliyet), başkaları hakkında korkuları (anlaşılmak, kabul görmek) inceleniyor.

Kitabın Türkçesi maalesef yok ama bir sanatçı arkadaşınız varsa (gerçekten sanatçı olup olmadığını anlarsınız), onu gözlemleyerek kitapta anlatılanlardan daha fazlasına şahit olabilirsiniz 🙂

Keşfeden Eller

İnsanoğlu’nun vücudu inanılmaz değişiklikler gösterebiliyor ve aklımızı da kullandığımız zaman daha önce hiç olmayan bir şey ortaya çıkabiliyor.

Çok şanssız bir durum olan görme bozukluğuna sahip kişiler dokunma yetilerini zamanla geliştiriyorlar ve vücut yeni şartlara adapte oluyor.  Almanya’daki Discovering Hands kurumu çalışanları ise akıllarını kullanarak görme engelli insanları erken kanser tespiti için eğitmeye karar vermişler. Ve böylece görme engeli daha önce olmayan bir yarar sağlamaya başlıyor.

Kadınlarda maalesef çok ölümcül olabilen göğüs kanserini bu kişiler göğüsteki anormalliği elleri ile tespit etmeye çalışıyorlar. Klinik testleri devam eden bu yöntemin başarısı kanıtlanırsa birçok insanın hayatı erken müdahele ile kurtulabilecek. Belki de bu testler sadece hastanelerde değil, evlerde ve işyerlerinde de yapılarak erken tespit olasılığı epeyce artacak.

Herkese sağlıklı günler