Press "Enter" to skip to content

Month: February 2016

Ürün Tuttu Mu?

Piyasa sürülen ürün tutmadan ne yapsanız boş gibi bir durum var. İstediğiniz kadar sitenize müşteri çekin, twitter’da takipçiniz olsun, ürün tutmamışsa tutturmaya çalışmak lâzım çünkü gelen trafik hiçbir şey yapmadan aynen gider.Mesela bir uygulamanın indirilme miktarı 1,000,000 ise ve aylık kullanan kişi sayısı 100 ise, bu uygulama boşa tanıtılmıştır çünkü ürün kullanıl(a)mıyor.

Peki, ürünün tutup tutmadığını rakamsal olarak görmek mümkün mü? Bunun için 2 yöntem var (daha fazla da olabilir ama bunlar muhtemelen iş görecektir)

Küme (cohort) analizi: Ortalamanın getirdiği zararlara maruz kalmamak için şöyle yapılıyor: mesela ilk ay ürününüzü 100 kişi kullandı, ikinci ay bu 100 kişiden kaç tanesi tekrar ürününüzü kullandı? Mesela Facebook’ta bu rakam %80 gibi, yâni ilk ay 100 kişi Facebook’a üye olmuşsa, ikinci ay 80 kişi ürünü kullanmaya devam ediyor ve bu ondan sonraki aylarda sabit kalıyor  (ayrıntılarını şu videodagörebilirsiniz). Ama piyasaya çıkan ürününüzde ilk ay gelen 100 kişi ikinci ay gelmiyorsa, ürününüzde veya hedeflediğiniz pazarda bir değişiklik yapmayı düşünün. (tabii ki doğru kitlenin ürününüzü denediğini varsayarak)

Anket: Bir başka yöntemde yukarıdaki Hiten Shah’ın hazırladığı sunumda gözüktüğü gibi müşterilerinize basit bir soru sormak! Soru şu, eğer ürününüzü kullanamasalar kullanıcılarınız ne kadar bozulurlardı? Mesela Slack’te %50 epeyce bozulurdum diyor ve %40 biraz bozulurdum diyor yani %90 bozuluyor. Slack epeyce tutmuş bir ürün olduğu için belki sizin ürün bu rakamlara gelmeyecek ama yakın olsa iyi olur.

Eğer sorduğunuz sorunun cevabında büyük çoğunluk hiç bozulmazdım diyorsa o zaman ürününüz tutmamış olabilir. Çabalarınızı ürünü tutturmaya yoğunlaştırmanız gerekecektir.

Bu iki yöntemden küme analizini her zaman kullanabilirsiniz çünkü aylar ve yıllar boyunca size ilk defa gelen müşterilerin tepkisini görebilir ve bunun zamanla nasıl değiştiğine tanık olabilirsiniz. Ancak bunu yapabilmek için müşteri hareketlerini kaydetmek ve de bunları ileri de sorgulayabilmeniz lâzım.

Anket’te ise soruyu soruyorsunuz ve cevabını hızlıca görüyorsunuz. Anket yönteminin uygulaması çok daha basit olabilir.

Hangi yöntemi kullanırsanız kullanın, tanıtıma yüklenmeden evel ürününüzün tuttuğuna emin olun

Kitap Tanıtımı – Invevitable

Daha önce bu blogda Wired dergisi kurucularından Kevin Kelly’nin başka bir kitabını incelemiştim. Kevin Kelly bu sefer okuması daha kısa olan the Inevitable kitabında şu anı ve gelecek 30 seneyi şekillendiren ve şekillendirecek 12 tane teknolojik gücü okuyucularına anlatıyor. Tabii ki hangi firmaların hayatta kalacağı üzerine bir tahminde bulunmuyor ama hangi güçlerle yaşamayı öğrenmemiz gerektiğini anlatıyor. İşte o güçlerden bazıları şöyle:

– Erişim: Geçmişte olduğu gibi şu anda da mal ve mülk sahibi olmak önemli ama bunlardan da önemli olan bir şey ise erişim. Mesela taksi’ye binebiliyorsak, o zaman sanki bütün taksiler bizimmiş gibi oluyor (tabii ki bedelini veriyoruz). Aynı şekilde bir seyahatte Airbnb’den istediğimiz evi seçebiliyorsak, o zaman bütün evler bizim olabiliyor. Burada gerçekleşen değişim çoğu zaman atıl olarak bekleyen kapasitenin (evimizdeki boş oda olsun, arabımızdaki boş koltuk olsun) artık başkaları tarafından kullanılabilir olması. Bu kapasite atıl olmaktan çıkınca daha önce hiç erişemediğimiz güzellikler artık erişilebilir oluyor (İtalya’da bir köyde dayalı döşeli bir taş evde kalmak için geceliği 100 TL vermek gibi).  Bu erişim sırf fiziksel dünyamızla da kısıtlı değil artık, cep telefonumuzdan dünyanın bütün müziklerine onları satın almadan erişebiliyoruz. Artık bir şeye sahip olmak yerine o şeye istediğimiz zaman erişmek istiyoruz ve bu hızla gerçekleşiyor.

– Filtreleme: Youtube’a 1 saatte yüklenen bütün hiç uyumadan seyretsek 2 yıl vaktimiz geçiyor. Tabii ki bu sadece Youtube için değil, seçeceğimiz elbiseler, dinleyeceğimiz müzikler, başvuracağımız işler. Hepsi için filtrelemeye ihtiyacımız var. Şu anda ailemiz ve arkadaşlarımızla birlikte bazı şeyleri hayatımızdan filtreliyoruz (şurada yemek yeme, şu filmi seyretme gibi). Facebook’ta bize gösterebilecek bütün haberler yerine bize en uygun olanları filtreleyerek gösteriyor. Tabii ki filtreleme burada bitmeyecek çünkü sürekli olarak bir iletişim yağmuru altındayiz. Bu filtreleme paralı da olabilir (mesela birisinin e-postanızı okumasını istiyorsanız para vermeniz gerekecek), ya da Suni Zeka’nın gelişmesine göre arkadaş çevremizin istediği şeyleri sadece görebileceğiz. Filtrelemenin daha da yoğunlaşacağı bir geleceğe doğru ilerliyoruz.

– Takip: Şu anda bile internet’te gezerken her yere gezdiğimiz siteler ile ilgili iz bırakıyoruz. İleride surat tanıması iyice yerleşince fiziksel dünyada da nereye gittiğimiz iyice belli olacak. Dışarı çıkmayıp, Sanal dünya’da (VR) kalsak, gene takip edileceğiz. Sanal dünyadaki hareketlerimiz takip edildiği gibi gözlerimiz de takip edilerek bize daha uygun tecrübeler sunulacak. Daha fazla takip bizi bekliyor.

Kitaptaki diğer teknolojik güçleri merak ediyorsanız, kitabın bağlantısı burada.

Hangi teknolojik gelişme olursa olsun, güzel bir an ve gelecek olması umuduyla.

Girişime Nasıl Başlanır? Soru ve Cevap

Startupclass.co‘daki konuşmaların soru cevap olarak kısa bir özetini daha önce bir site olarak (Nasılgirişimkurulur.com) yayınlamıştım ama siteyi bir sene sonra maliyeti nedeniyle kapattım (aslında ilk sene alan adı dahil toplam 40 TL idi. İkinci sene wordpress hosting’i yıllık 400 TL’ye gelince para ödemeyerek kapattım :) ).

Ama içeriğini gene İnternet’te kalması adına o dersten aldığım notları aşağıda soru cevap halinde paylaşıyorum ama biraz da kendi tecrübelerimden de bir şeyler ekliyorum.

Paylaşmadan önce bir not düşmem gerekiyor. Hayat herkese özel olduğu için, bu bilgiler size sadece destek olabilirler. Velhasıl yola koyulmak, doğru yolu bulmak, yolda değişen şartlara göre gerekli şeyleri yapmak ve bu notları beyninizin filtresinden geçirip işe yarayanları alıp, geri kalanını atmak size kalmıştır.

İyi okumalar :)

  • Bu girişim notlarını okumak yeterli mi?

Youtube’dan Startup class videolarını da (hepsi Türkçe altyazılıdır) izleyebilirsiniz. Toplam video süresi 1000 dakika ve Pinterest, Stripe, Homejoy, Airbnb, Netscape, Twitch, Opsware (yani milyar dolarlık firmalar) gibi firmaların kurucuları konuşuyor.

  • Ben berber dükkanı, restoran açacağım. Bu girişim dersleri işime yarar mı?

Bu dersler süper hızlı büyüme gösteren teknolojik ürün şirketleri kurmak isteyenlere yönelik ama tabii ki bir şeyler işinize yarayabilir (19. dersteki satış hunisi veya 14. derste yönetim örnekleri ve 15. dersteki rol modeller).

  • Ne zaman bir girişim kurmalıyım?

Öyle bir fikriniz olacak ki, bu fikri sadece ve sadece girişim kurarak hayata geçirebiliyorsanız bunu yapın çünkü girişim kurmak çok zor bir şey. Hele memleketimizde bir şirket kurunca oluşan bedelleri iyi hesaplamak ve buna göre hareket etmek lazım.

  • Girişim için kaç senemi ayırmalıyım?

Başarısız olursanız 2-3 sene, başarılı olursanız 5 ila 10 sene arası bu işte zaman geçebilir. Onun için niye ve kimle yola çıktığınızı iyi bilin. Tabii ki de maliyetlerinizi çok düşük tutmaya çalışın ki uzunca bir süre ürününüz için çalışabilesiniz.

  • Girişim kurmadan da birşeyler yapabilir miyim?

Niye girişim kurmak istediğinizi iyice düşünün çünkü büyük firmalarda çalışarak çok daha fazla etki yapıp, çok daha fazla para kazanabilirsiniz ve çok daha az baş ağrınız olabilir. Mesela Google’un 1500. çalışanı Google Maps’i yaptı.

  • Ortağım herhangi biri olabilir mi?

Ortağınızı çok iyi tanımanız lazım. Rastgele bir ortak sakın seçmeyin. Çok iyi tanıdığınız birisi olmalı ki, gün gelince kötü şeyler olmasın. En azından 6 aydan beri tanıyor olmanız ve beraber birşey yapmış olmanız lazım ki iyi ve kötü günde beraber olabileceğinizi bilin.

  • İşe ne zaman birisini almalıyım?

İşe mümkün olduğu kadar birisini almayın ama zorunlu hale geldiyse alın. Aldığınız kişiyi çok dikkatlice seçin çünkü ondan sonra alınacaklar hep onun gibi olacaklar.

  • Girişim fikirlerini nasıl bulabilirim?

Bunun şöyle bir cevabı olabilir. Başkası keşke bunu benim için yapsaydı dedikleriniz girişim fikirleri olabilir. İlaveten sevdiğiniz şeyi yaparsanız, girişim fikri gibi gözükmeyen bir girişim fikri aklınıza gelebilir çünkü kötü gözüken fikirler çok iyi olabiliyor (örnek airbnb, tanımadığınız birileri sizin evinizde kalacak)

  • Üniversiteyi bırakıp girişimci olmalı mıyım?

Bunu yapanlar var ama Paul Graham (Y combinator’ün kurucusu) bırakmayın diyor çünkü okul çağında çok güzel şeyler yaşıyorsunuz ve girişim bekleyebilir. İlaveten ileride girişiminizde ortak olabileceğiniz yol arkadaşlarınızı üniversitede tanıyabilirsiniz. Bir de teknolojik gelişmeleri üniversitede daha iyi görme imkanı var.

  • Ürünün tutması ne demek ve ne kadar uğraşmalıyım?

Ürünü tutturana kadar sürekli uğraşmanız lazım. Burada tutturmak, insanlar ürününüzü kullanıp, ondan sonra tekrar geri gelip kullanmaları manasında ve belli bir yüzdenin bunu yapması gerekiyor. Eğer 1000 kişi ürününüzü kullanmışsa ve o 1000 kişiden 5’i bir ay sonra ürününüzü kullanıyorsa, ürününüz tutmamış demektir. Tabii burada doğru kitlenin ürününüzü denediğini varsayıyorum.

  • Büyümek için ne gerekli?

Öncelikle ürününüzün tutmuş olması gerekli. Tutmuş olması demek bir kez kullanan insanların önemli bir kısmının tekrar geri gelip kullanması önemli. Bir başka değişle önemli olan kayıtlı kullanıcı değil, aktif kullanıcı. Bu olmadan büyümeye çalışmayın.

  • Bir girişim hangi özelliklerde başarılı ise çok kuvvetli olabilir?

Ya kendine özel has bir teknolojisi olacak (rakibinden en az 10 kat iyi), ya ağ etkisinden yararlanacak, ya ölçek ekonomisinden yararlanacak ya da markası olacak. Google bunların 4’ünü şu anda yapıyor ama sadece 1 tanesini yapmakta yeterli olabilir.

  • Büyümeyi nasıl takip edebilirim?

Retention (yani tutma) çok önemli ve bunu cohort (küme) analizi ile takip edebilirsiniz. 28 gün önce gelen kişi gene geldi mi gibi bunu gün gün veya ay ay yapabilirsiniz. Böylece günlük ve aylık olarak ürününüzdeki iyileşmeyi veya kötüleşmeyi görebilirsiniz.

  • Facebook neden çok iyi bir ürün?

Kaba bir hesapla dünyada Facebook’a erişebilecek insan sayısı 2 milyar kadar ve 1.4 Milyar kadar aktif Facebook kullanıcısı var. Demek ki %70 (1.4 / 2) retention (tutma) oranı var. Yani ilk defa kullanan her 10 kişiden 7’si gene geri gelip ürünü kullanıyor.

  • Müşteri geri bildirimi algılama sürecini nasıl kısa tutabiliriz?

Kayak.com mühendislik departmanının ortasına müşteri hizmetleri telefonunu koymuş. Mühendisler her telefon çaldığında cevap vermişler ve bir sorun için birçok kez arama gelirse, normal işlerini bırakıp o sorunu düzeltmişler. Yani herkes müşteri hizmetlerinde biraz ve sürekli olarak çalışsın ki müşteri sorunları eski devlet daireleri gibi 3 aşağı 5 yukarı gidip gelmesin.

  • Bir kişinin iş yetisi nasıl görülebilir?

Beraber 1 haftalık veya 1 aylık proje yapılır. Niye 1 hafta veya 1 ay? İnsanları anlamanız için muhtemelen yeterli zamandır.

  • Büyüme Çeşitleri Nedir?

Yapışkan büyüme – ürün güzel, kullanan bir daha geliyor böylece büyüyorsunuz (kullanıcılar yapışıyor)
Viral büyüme – Millet birbirine haber veriyor
Paralı büyüme – Müşteri hayat boyu değerini hesaplayın (12 aylık yeterli olabilir) ve sonra ona göre müşteri almak için reklam parası harcayın

  • Bir milyon aktif kullanıcıya nasıl gelebilirim?

Öncelikle ilk 100 veya 1000 kullanıcıya ürününüzü çok sevdirin. Ürününüzün çok sevilmesi şu manaya geliyor, kullanan bir daha ve bir daha kullanıyor. Kemik kitle olmadan bir milyona ulaşamazsınız.

  • Ölçeklenemeyen şeyleri niye yapalım?

Çünkü bu bir girişim olmanın en önemli avantajı. Elle teşekkür notu yazabilirsiniz (Wufoo), müşterilerinizin evlerinin fotoğraflarını onlar için çekebilirsiniz (airbnb). Mümkün olduğu kadar bunu yapın çünkü bıraktığınız az sizden daha ufak birisi buna yapmaya başlayabilir.

  • Tekel olmak niye iyi?

ABD havayolları geliri 200 Milyar dolar, Karı 20 milyon dolar Google geliri 50 milyar dolar, Karı 10 milyar dolar. Havayolları tekel değil, Google tekel.

  • Sermaye bulmanın en iyi yolu nedir?

O kadar iyi olun ki yatırımcılar size gelsin. Bunu da yapmanın en iyi yolu, çok iyi bir ürüne sahip olmak. İyi bir ürününüz varsa, gerisi gelir, yoksa gerisi gelmez.

  • Sermaye bulmak için hangi hukuki ayrıntıları bilmeliyim?

En önemli şey ürün. Zuckerberg Facebook’u Florida’da (kurulmaması gereken bir eyalette) kurmuştu ama ürünü muazzam olduğu için hiç fark etmedi! Yani önce ürün, sonra gerisini halledersiniz.

  • Kültür niye çok önemli?

Siz etrafta yokken, insanların belirlediğiniz yazılı olmayan kurallara uyması için çok önemli. 5 kişiden fazla olduğunuz an kimin ne yaptığını bilmiyorsunuz ve kararları artık siz vermiyorsunuz. Kültürü sağlam tutarsanız, o kararlar sağlam tuttuğunuz kültür çerçevesinde alınacak.

  • Şirket içi kültürü ne zaman düşünmeliyim?

İlk çalışanınızı işe almadan önce düşünmelisiniz. Çünkü yanlış birisini işe alırsanız, bu kültürü bozar ve şirketi batırabilir.

  • Niye tek başına girişim kurmak önerilmiyor?

İstisnalar olsa da, girişimin 2 ila 4 kişi arası kurulmasının çok büyük avantajları var. Görev ayrımı yapılıp, çok daha farklı işlere odaklanabilinir ve bu zor zamanlarda birbirinize destek olabilirsiniz. Tabii ki ortağınız güvendiğiniz, bildiğiniz daha önce beraber birşeyler birisi olmak kaydıyla.

  • Basına çıkmaya çalışayım mı?

Gerekli ise çıkın, yoksa çıkmayın. Bunun için zaman harcayacaksınız, onun için bunu iyi düşünün. Eğer çıkmak istiyorsanız, basın mensuplarının işlerini kolaylaştırın, hikayenizi hazırlayın. Onlarla haberiniz çıkmadan çok önce tanışın ve konuşun ki iş aceleye gelmesin.

  • Niye herkese sadece 1 iş verilmeli?

Böylece o kişi sadece o işe odaklanıyor ve işi yapmama bahanesi ortadan kalkıyor. İlaveten insan o işi sahipleniyor çünkü sadece kendisinin. Keith Rabois bunu Peter Thiel’dan öğrendiğini söylüyor.

  • Kurum (Enterprise) pazarı niye çekici olabilir?

Çünkü ABD’de internet teknolojileri ile alakalı tüketici pazarı 170 milyar dolarken kurum için bilişim pazarı 3.7 trilyon dolar! Yani 20 kat fark var. Türkiye’de 7 Milyar dolarlık bir kurumsal IT pazarı var. ABD’de kadar büyük değil ama ufak da değil.

  • En çok yapılan satış hatası ne?

Girişimken en önemli şey zamanınız. Hızlıca müşterilerin evet veya hayır dediklerini anlayın. “Eğerler” çok tehlikeliler çünkü havada kalıyorsunuz. Bir an önce evet mi hayır mı olduğunu öğrenin ve yolunuza devam edin.

  • ABD’de nasıl şirket kurayım, nerede kurayım?

Clerky.com’dan 1000 doların altında bunları halledebilirsiniz. Size gerekli dokümanları sağlayabiliyorlar. Şirketinizi mutlaka Delaware’de kurun çünkü herkes orada kuruyor ve herkes oranın kanunlarını biliyor. Delaware adresine ihtiyacınız yok Türkiye’den de şirket kurabilirsiniz.

  • Kullanıcının her dediği özellik yapılır mı?

Öncelikle kimin dediği önemli, olağan kullanıcılar mı, rakibinizin kullanıcıları mı yoksa hiç dokunmadığınız ama potansiyel kullanıcılarınız mı? Buradaki en büyük kümeyi hedefleyin. İkinci olarak ilk duyuşta bir özelliği yapmamanız iyi olur ama aynı isteği birçok kez duyuyorsanız, yapma zamanı gelmiş olabilir.

  • Az parayla ürün çıkarabilir miyim?

Teknik girişimcilerin %95’i çok az masrafla bir ürün çıkarırlar. Asla yatırımcıyı yegane güç noktasına koymayın ve sürekli olarak kendi yağınızda kavrulacağınızı varsayın.

  • 30 saniyelik ve 2 dakikalık tanışma konuşmalarında (pitch) ne söylenir?

30 saniyelikte, şirketiniz ne yapıyor, bu pazar ne kadar büyük, ne kadar büyüyorsunuz. Her soruya 1 cümlelik cevap lazım. 2 dakikalıkta, önce 30 saniyeliği yapmış olun, endüstri ile ilgili özel bir bilgiyi, nasıl para kazandığınızı, takımınızı anlatın ve sermaye isteyin. Sadece bunları iyi hazırlanın, daha uzunları çöp.

  • Anne Testi Nedir?

Şirketinizin ne yaptığını annenize veya babanıza 30 saniye içinde anlatmaya çalışıyorsanız ve onlar anlamıyorlarsa, bu testten kaldınız manasına geliyor. Bu testi geçince satışa başlasanız iyi olur.

Tribal Leadership

Etrafımıza baktığımız zaman bazı firmaların çok muazzam işler başardığını ama bazılarının ise çok kötü durumda olduklarını görebiliyoruz. Durumu anlamanın galiba en kolay yolu firmada çalışanları 1-2 dakika incelemek ve kullandıkları kelimelere ve enerjilerinin seviyesine göre durumun iyi veya kötü olduğunu belirlemek.

İyi derken çalışanlar yaptıkları işten memnunlar, heyecan duyuyorlar ve gözleri parlıyor demek istiyorum ve hep beraber iş yapıyorlarsa biz diyorlar. Kötü derken de çalışanlar bir an önce mesainin bitmesini bekliyor, enerjileri yerlerde ve gözlerinde neredeyse ışık kalmamış durumda.

Herhangi bir durumu iyi veya kötü olarak yorumlamak tabii ki kişisel bir tercih olabilir. İnsanoğlu en kötü şartlarda bile umut görebiliyor. Gene de iyi durumu iyi olarak yorumlamak daha kolay olduğu için yöneticilerin en önemli işi çalışanlarının iyi hissedecekleri bir ortam oluşturmak. Çünkü böyle bir ortamda herkes canla başla çalışır ve en iyisini üretmeye yönelir.

Bu blogda daha önce farklı açılardan yönetim inceliklerini inceledik: Akış halini arttırmanın faydaları,şirket içi siloların engellenmesi, gerektiğinde mikro yönetim gibi kavramlara baktık. Tribal Leadershipkitabı ise kurumlara kabile gözüyle bakıyor. Burada kabile derken kabilecilik anlayışındaki 1. seviye değil de, 4. seviyedeki üreten anlayış ele alınıyor.

Yukarıdaki videoda özetini gördüğünüz kitaptaki bazı dikkat çekici kavramlar aşağıda ama bunlara geçmeden önce ufak bir not. Kitap için onlarca yılda 24,000 kişiden fazladan veri toplanmış ve yaptıkları çalışmalarla şirket için performansı birçok alanda %30 arttığını görmüşler. %30 az gibi gözükebilir ama 5 üzerinden notlamada 3.5’tan 4.5’a çıkmak inanılmaz bir başarıdır. Yâni kitap işkembeden sallamıyor :)

Kabileler için 5 tane seviye
Seviyeler arası geçiş sadece art arda oluyor (1’den 3’e atlamak yok. 1’den önce 2’ye ve sonra 3’e geçiş var)
1. Seviye: Hayat çok kötü: Bu seviyedeki kabile üyeleri (yani çalışanlar) şiddete başvurabilirler, rahatlıkla firmadan para çalabilirler. Bu aşamada genelde herhangi bir firma uzun dönem yaşamıyor. Ya 2. seviyeye geçiyor ya da ortadan kayboluyor.
2. Seviye: Benim hayatım çok kötü: Bu seviyede insanlar hiçbir şeyin işe yaramayacağını, her şeyin denendiğini kanıksamış durumdalar ve herhangi bir değişiklik onlara çekici gelmiyor (Canları muazzam sıkılan devlet memurları gibi). Buradaki amaç herhangi bir şey yapmadan önce kabileyi 2. seviyeden 3. seviyeye çıkarmak çünkü 2. seviyede herhangi bir takım oluşturma faaliyeti yapılamaz.
3. Seviye: Ben çok iyiyim ama siz değilsiniz: Bu seviyede kişiler kazanmaya odaklı ama kabiledeki diğer kişilerin yeteri kadar çalışmadıklarını çünkü kendilerinin bütün işi yaptıklarını söylerler. Şirketlerin yarısı bu seviyede çünkü gerçekten birileri çok çalışıp çok değer üretebiliyor ama tıkanılan noktalar var çünkü sadece birkaç kişi iyi performans gösteriyor. Hayatımızda bu çok alışkın olduğumuz bir seviye çünkü okul düzenimiz buna göre, üniversiteye girme şartlarımız böyle. Hep aradan sıyrılmaya çalışıyoruz.
4. Seviye: Biz çok iyiyiz ama siz değilsiniz: 3. seviye ile arasında dağlar kadar fark olan bu aşamada herkes canla başla çalışıyor ve herkes yaptığı işten emin, gururlu ve memnun. Bu aşamada karşılaştırılma yapılan diğer güçlü firma ve karşılaştırılan firma ne kadar güçlü ise (bir nevi düşman) 4. seviyede o kadar etkin olunuyor. Mesela yeni bir yazılım firması rakip olarak kendine Microsoft’u veya Google’u belirliyor.
5. Seviye: Hayat çok iyi: Bu seviyede artık bir firma ile rekabet yok, sadece yapılmamışı yapmaya çalışmak var.
–  Kitapta seviyeler arası geçişi mümkün kılacak çalışmaların temelinde kullanılan dil ve davranış var. Yazarlar araştırmalarını IQ’ya, ırka, cinsiyete, sosyo-ekonomik duruma göre değil de kullanılan dil ve davranışlar üzerine yoğunlaştırmışlar.

Peki, madem farklı seviyeleri tespit edebiliyoruz, bir seviyeden diğerine nasıl geçiş yapacağız ve geçtiğimizi nasıl ölçeceğiz?
1. Seviyede kullanılacaklar: Bu seviyedeki kişilere istekleri varsa hayatla daha fazla etkileşim kurmaları için fırsat oluşturmak lâzım. Yemeklere çıkılabilir, toplantılara gidilebilir. Kendi hayatınız güzelse (ki umarım öyledir) bu kişi ile iletişim kurunca bu etkili olacaktır. Bu kişinin “hayat çok kötü” diyen kişilerden uzaklaşması lâzım.
1. Seviye başarı göstergeleri: Artık bu kişi “hayatım kötü” demeye başlayacak, “hayat kötü” yerine. İkinci aşamaya karşı bir ilgisizlik gösterecek ama aslında bu iyi bir şey çünkü durumu kişiselleştiriyor. “Hayat kötü” diyen kişilerle ilişkisini kesecek.

2. Seviyede kullanılacaklar: Arkadaş edinmelerini sağlayın. Önce bir arkadaş, sonra başka bir arkadaş. Böylece ikili ilişki oluşturabiliyor. Yaptığı işin nasıl etki oluşturduğunu gösterin. Kısa sürede başarılı olabileceği projeler verin
2. Seviye başarı göstergesi: Artık bu kişi “Çok iyiyim” demeye başlayacak, “hayatım kötü” yerine. Birçok cümlesi “ben” ile başlayacak. Diğer çalışan arkadaşlarına bazen “bunların nesi var, niye çalışmıyorlar?” türü dil ile yaklaşacak.

3. Seviyede kullanılacaklar: 3’lü arkadaşlıklar kurmasını mümkün kılın. İki tane arkadaşını birbiri ile tanıştıracak ve bu tanıştırmayı yaparken ortak değerleri ve birbirlerine yardım edebilecekleri fırsatı söylecek. Tek başına kendi başını aşan projeler yapmasını mümkün kılın. Onu buraya kadar getiren başarının (kişisel çaba) bundan sonra daha ileriye götüremeyeceğini belirtin. Şirket içinde başarılı olan 4. seviyeden insanları gösterin ve onların “bize” odaklanmasını, 3’lü ilişkiler sayısını ve gruplardan gelen başarısını belirtin. Gücün bilgiden değil ağlardan geldiğini belirtin.
3. Seviye başarı göstergesi:  “Ben çok iyiyim” yerine “biz çok iyiyiz” demeye başlayacak. 3’lü ilişkiler ağı birkaç tane den yüzlerceye çıkacak. Daha az çalışacak ama daha çok başaracak. Daha çok bilgiyi daha çok verecek ve çok daha açıklıkla (transparency) iletişim kuracak.

4. Seviyede kullanılacaklar: Kişi bu aşamada sürekli kalmalı. Kurduğu 3’lü ilişkiler değerler, fırsatlar ve faydalar üzerine olmalı. Başkaları ile beraber daha da zor işler yapmaya başlasın. Bu aşamada iyice yerleştikten sonra, bu daha da zor işler arasında hiç yapılmamış işleri yaparak tarih yazma fırsatı olmalı. Sürekli olarak yönettiği takımda neyin çalıştığını, neyin çalışmadığına bakmalı.
4. Seviye başarı göstergesi: “Biz çok iyiyiz” yerine “hayat çok güzel” demeye başlayacak. Çok daha zor projeler seçecek ve kabilenin temsili olacak.

Peki bu anlatılanlar başarılı bir şekilde uygulanırsa ne olur? Aşağıdaki durum olur. Daha iyi bir seviyedeki kabilede 3’lü ilişkiler sayısı epeyce artmış olur, daha az insan daha alt seviyelerde olur ve sürekli yukarı doğru bir hareket olur.

Herkese iyi çalışma ortamları diliyorum.

Scorpion Mülakatı

Televizyonlarda 1. sezonunu tamamlayan Scorpion dizisinin esinlendiği Walter O’Brien ile Tim Ferriss’in  2 saatlik mülakatı ile dilin öneminden EQ’ya beyin nakillerinden yüksek IQ’lu insanların çektikleri zorluklara kadar birçok konu hakkında fikir edinebilirsiniz. Mülâkatda geçen bazı konular ve ayrıntıları şöyle:

  • Walter O’Brien kendi söyleviyle 1 Milyar dolar üzerinde geliri olan ve 2500’ün üzerinde çalışanı olan Scorpion danışmanlık firmasının sahibi. Aynı zamanda Conciergeup adlı yaverlik hizmeti var ve 5000 doların üzerinde başlayan fiyatlarla çeşitli işleri onlara yaptırabiliyorsunuz. Firma şu satırları kullanıyor: any funded need (parası verilen her şey)
  • Scorpion firmasında hem IQ’sı çok yüksek insanlar var, hem de EQ’sı çok yüksek insanlar var. Ufak bir not, IQ yüksek derken herhangi bir teknik problemi hızlıca çözebilen insanlar akla gelebilir, EQ’sı yüksek bir insan ise başkalarını iyice anlayan ve ona göre hareket edebilen birisi manasına geliyor. Genelde bir kişinin IQ’su ne kadar yüksekse EQ’su o kadar düşük oluyor.
  • Nihayetinde danışmanlık hizmeti verdikleri için, kendi firmasının reklamını şöyle yapıyor, yarı IQ’lu ve yarı EQ’lu insanlar yerine, yüksek IQ’lu ve yüksek EQ’lu insanları işe alıyorlarmış.
  • IQ yüksekliği aslında çok büyük psikolojik sorunlar ortaya çıkarabiliyor çünkü arkadaş edinmek çok zor oluyormuş ve insanlar hep garip gözle bakıyormuş. Buna rağmen kendilerini geliştirebilirlerse ve de çalışabilecekleri ortamlar oluşturulursa çok güzel iş çıkarma imkanları var.
  • Başarılı olmak için yüksek IQ’ya ihtiyaç yok çünkü çok başarılı iş insanlarının büyük bir çoğunluğunun IQ’sı orta veya hafifce orta üstü.
  • Kendini çok şanslı görüyor çünkü başka dil öğrenme yetisi olmadığını biliyor ve dünyanın süper gücünün konuştuğu dil olan İngilizce’yi ana dili olarak biliyor (İrlanda doğumlu)
  • Beyin naklini konuştuklarında bunun belki önümüzdeki 30 yıl içinde olacağını tahmin ediyor ve muhtemelen beynin aynen bir yazılım gibi kopyalanıp başka beyne aktarılacağını düşünüyor.
  • Sanal gerçeklik ile ilgili olarak birçok çalışmanın 1990’larda başladığını belirtiyor ve hâlâ bir şekilde tam hayata geçemediğini belirtiyor. Ama geçince filmlerin içinde oynamaktan, bütün dünyayıyı adım adım kendi odanızdan gezmeye kadar bir sürü uygulama olacak.

Mülakatın kendisini buradan dinleyebilirsiniz.