Press "Enter" to skip to content

Scorpion Mülakatı

Televizyonlarda 1. sezonunu tamamlayan Scorpion dizisinin esinlendiği Walter O’Brien ile Tim Ferriss’in  2 saatlik mülakatı ile dilin öneminden EQ’ya beyin nakillerinden yüksek IQ’lu insanların çektikleri zorluklara kadar birçok konu hakkında fikir edinebilirsiniz. Mülâkatda geçen bazı konular ve ayrıntıları şöyle:

  • Walter O’Brien kendi söyleviyle 1 Milyar dolar üzerinde geliri olan ve 2500’ün üzerinde çalışanı olan Scorpion danışmanlık firmasının sahibi. Aynı zamanda Conciergeup adlı yaverlik hizmeti var ve 5000 doların üzerinde başlayan fiyatlarla çeşitli işleri onlara yaptırabiliyorsunuz. Firma şu satırları kullanıyor: any funded need (parası verilen her şey)
  • Scorpion firmasında hem IQ’sı çok yüksek insanlar var, hem de EQ’sı çok yüksek insanlar var. Ufak bir not, IQ yüksek derken herhangi bir teknik problemi hızlıca çözebilen insanlar akla gelebilir, EQ’sı yüksek bir insan ise başkalarını iyice anlayan ve ona göre hareket edebilen birisi manasına geliyor. Genelde bir kişinin IQ’su ne kadar yüksekse EQ’su o kadar düşük oluyor.
  • Nihayetinde danışmanlık hizmeti verdikleri için, kendi firmasının reklamını şöyle yapıyor, yarı IQ’lu ve yarı EQ’lu insanlar yerine, yüksek IQ’lu ve yüksek EQ’lu insanları işe alıyorlarmış.
  • IQ yüksekliği aslında çok büyük psikolojik sorunlar ortaya çıkarabiliyor çünkü arkadaş edinmek çok zor oluyormuş ve insanlar hep garip gözle bakıyormuş. Buna rağmen kendilerini geliştirebilirlerse ve de çalışabilecekleri ortamlar oluşturulursa çok güzel iş çıkarma imkanları var.
  • Başarılı olmak için yüksek IQ’ya ihtiyaç yok çünkü çok başarılı iş insanlarının büyük bir çoğunluğunun IQ’sı orta veya hafifce orta üstü.
  • Kendini çok şanslı görüyor çünkü başka dil öğrenme yetisi olmadığını biliyor ve dünyanın süper gücünün konuştuğu dil olan İngilizce’yi ana dili olarak biliyor (İrlanda doğumlu)
  • Beyin naklini konuştuklarında bunun belki önümüzdeki 30 yıl içinde olacağını tahmin ediyor ve muhtemelen beynin aynen bir yazılım gibi kopyalanıp başka beyne aktarılacağını düşünüyor.
  • Sanal gerçeklik ile ilgili olarak birçok çalışmanın 1990’larda başladığını belirtiyor ve hâlâ bir şekilde tam hayata geçemediğini belirtiyor. Ama geçince filmlerin içinde oynamaktan, bütün dünyayıyı adım adım kendi odanızdan gezmeye kadar bir sürü uygulama olacak.

Mülakatın kendisini buradan dinleyebilirsiniz.