Press "Enter" to skip to content

Bir Politikacanın Portresi- Joseph Fouché


Stefan Zweig’in Türkçemize Joseph Fouché – Bir Politikacının Portesi olarak çevrilen eseri 18 ve 19. yüzyılda yaşamış Fransa’nın en çalkantalı dönemindeki en kuvvetli insanlarından birisinin hikayesi. Zaten Zweig, Fouché’ye ilgi duymasının sebebinin Balzac’ın Fouché  ile ilgili olan şu sözleridir: “Napoléon’dan daha fazla güce sahipti’

Peki ismi çok bilinmeyen bu kişi kimdi? Napoléon kendisinin yıllarca Polis Bakanı olan Fouché ile ilgili düşüncesini sürgündeyken şöyle belirtmişti: “Tek bir gerçek hain tanıdım, Fouché”

Fouché olağanüstü şartlarda olağanüstü şekilde hayatta kalabilmiş, her zaman güç sahibi olmuş ve sadece kendi çıkarlarına sadık kalmıştır (ölmeden önceki son birkaç yılı hariç). Belirsiz durumlarda rengini belli etmemiş (ne sadakatini ne de ihanetini kanıtlamış) ve kimin güçlü olacağı belli olunca (çok çalışması, öngörüsü ve dev istihbarat ağı ile herkesten onca bunu farkedebilmiş) onun tarafına yönelmiştir.

20’li yaşlarında papazlık eğitimi almıştır ama asla papaz olmamıştır.

30’lu yaşlarında Fransız devriminde Kralın ölümü için oy vermiş (daha önce vermeyeceğini ima edip) ama asla en ön sıralarda yer almamıştır. Hep birilerini yönlendirmiştir. Zweig’in muhteşem tanımıyla Fouché’nin politikalarının bedelini hep başkaları kanlarıyla ödemiştir.

Gene aynı yaşlarında Marx’tan önce Komünist manifestoyu çıkarmış ve 10 sene önce bağlı olduğu kiliseyi terkedip azılı bir ateist olmuş.

Fransız Devrimi sonrası Cumhuriyetçiliğini kanıtlamak için Lyon’da katliam yapmış ama işler terse dönünce Lyon’daki ortağını satmış ve onun sürgüne gönderilmesine yol açmıştır.

Bir ara kızkardeşiyle nişanlı olduğu Devrim sonrası Cumhuriyet’in en güçlü ismi Robespierre’i ölüme gönderebilmiş.

40’lı yaşlarında yeni gücün para olduğunu anlayıp, her türlü komisyonu alıp zenginlerin işlerini bol bol görmüş ve Otranto Dükü olmuştur.

Meclisin etkisiz kalıp İmparatorluğun başlama zamanında Napolyon’un Polis Bakanı olmuş, Napolyon’un karısından para ve onu Napolyon’un ailesine karşı müdafaa etme sözüyle sürekli Napolyon hakkında bilgi toparlayabilmiş.  Napolyon ona güvenmemesine rağmen ona ihtiyacı olduğu için onu tutmak zorunda kalmıştır.

50’li yaşlarında Napolyon’un ikinci kez güce gelmesi sırasında gene Polis bakanı olmuş ve bu sefer de Napolyon’un yerine 17. Louis’in gelmesini (kardeşi 16. Louis’in ölmesi için oy kullanmıştı) kolaylaştırmıştır.

Ben yukarıdaki olayları yazarken bile nefesim daralıyor, Fouché ise bütün bunları büyük bir soğukkanlılıkla yapmış.  Tabii ki omurgasızlık takdir edilecek bir durum değildir yalnız Fouché olayları inanılmaz derecede iyi görebilecek bir yetiye ve çalışkanlığa sahiptir. Kararlarını da içgüdüleriyle değil, mantığı ile almaktadır. Bunlar ise az insanda gözükür.

Comments are closed.