Press "Enter" to skip to content

Month: September 2016

Kitap Tanıtımı – Remote

Birçok teknolojinin gelişmesi ile birlikte insanlar aynı fiziksel mekandan çalışmadan bile işlerini düzgün yapabilecek hale geldi ve uzaktan çalışan insanların sayısı sürekli artmakta. Yalnız bu artış belki olması kadar hızlı değil.

Basecamp’in kurucularının yazdığı Remote: Office Not Required kitabı uzaktan çalışma ile birçok konuyu ele alıyor.

Kitap en uzunu 4-5 sayfa olan bir sürü alt bölümden oluşuyor, onu için hızlı bir şekilde referans kitabı olarak da kullanabilirsiniz.

Kitaptan bir kaç bölümden alıntılar şöyle:

Uzaktan Çalışma Kavramı
– Uzaktan çalışmak mümkün çünkü teknolojik olarak birçok araç gelişmiş durumda.
– Hayatınızda ne kadar uzun bir zamanı işe gidip gelmekle geçirdiğinizi düşünün (mesela Metrobüs ile Söğütlüçeşme – Beylikdüzü hattını düşünün)
– Tabii ki herkes uzaktan çalışamaz çünkü fiziksel olarak bir mekanda bulunmak zorunda olabilirsiniz ama bu sizin kurumunuzdaki herkesin ofisten çalışacağı manasına gelmez
– En iyi çalışanınız bir sebepten dolayı taşınacak, hemen güle güle mi diyorsunuz? Uzaktan çalışma kurtarıcı olabilir.

Performans
– Yöneticiler insanların fiziksel bir mekana gelip çalışmayacaklarını düşünüyorlarsa veya kötü performans göstereceklerini düşünüyorlarsa yanılıyorlar çünkü ofiste de çok güzel hiçbir şey yapmadan zaman harcanabiliyor
– Uzaktan çalışanların performanslarını aslında sadece yaptıkları işle ölçtüğünüz için performans için kaçacak yer yok.
– Uzaktan çalışanlara her şey her an açık olmalı ki başka birini beklemeden işlerini yapabilsinler. Eğer çalışanınıza güvenemiyorsanız, o zaman zaten sorun çok daha büyüktür.
– Eğer performans sorunu varsa işe alırken hata yapmışsınız demektir. Bunun sorumlusu uzaktan çalışma değil.

Güvenlik
Bunlar sadece uzaktan çalışanlar için değil ama güzelce yazmışlar, takip etmek lazım
–  Bütün çalışanların bilgisayarlarındaki veri depolama kriptolu olmalı ki bir laptop kaybolursa şirketi batmasın
– Bütün telefonlar şifreli olmalı ve uzaktan silinebilmeli
– E-postanız mutlaka 2 faktör tanıma ile korunmalı (şifrenizi girdikten sonra bir de telefonunuza şifre geliyor) ki e-postanız ele geçmesin. Çünkü e-postanız ele geçerse diğer bütün şifreler de ele geçebilir
– Düzgün bir şifre üretme ve hatırlama programı kullanın ki “12345678” gibi bir şifre yerine fsd432Qssdswxa gibi bir şifreniz olsun ve program bunu hatırlasın

Çalışma Tarzı
– Yazı yetisi çok önemli çünkü yazılı iletişim ile işlerin çoğu halledilecek. Onun için birilerini işe alırken mutlaka yazı yetilerini ölçün
– Farklı coğrafyalarda çalışan birileri varsa veya aynı coğrafya da olsanız bile farklı saatlerde çalışan birileri varsa, mutlaka belli saatler beraber çalışın. Basecampciler günde 4 saat beraber çalışıyorlarmış
– Herkes herkesin takvimini rahatlıkla görebilmeli ve ona göre hareket edebilmeli. Bu bütün bilgiler için geçerli aslında. Birisi başkasını bir bilgiyi almak için beklememeli
– Mutlaka ergonomik koşullarınızın olması lazım. 27 inç monitör ve ayarlanabilir masa ve sandalyeler standartmış Basecamp’te.

İşe Alma
– Özgeçmişler bildiğiniz gibi pek bir işe yaramıyor. Onun için en iyisi bir proje ile işe almak. Ondan önce de işe başvuru yapılırken bir niyet mektubu yazdırmak (niye iş başvuruyorlar) epeyce özgeçmişi hızlıca elemenize izin verecektir çünkü çoğu kişi bunu yazmayacaktır veya uyduruk yazacaktır.
– Birisini beğendiniz ve onların nasıl çalıştıklarını görmek mi istiyorsunuz? Bir proje verin ve eğer çalışmıyorlarsa onlara 1 hafta, çalışıyorlarsa 2 hafta verin. Mutlaka projenin parasını da verin ($1500 veriyormuş basecampciler)
– Eğer kişi teknik yetisini de göstermişse, o kişiyi ofislerine çağrıyorlar (uzaktan çalışma olunca ofis olmayacak manasına gelmiyor) ve yemek yiyorlar ve potansiyel çalışma arkadaşları ile buluşturuyorlar. Sonra da kültüre uymuşsa işe alıyorlar.
– Maaşta yapılan işe göre olmalı, çalışılan yere göre değil. Yani Pakistanlı bir arkadaş iyi iş yapıyorsa, Pakistan değil Türkiye maaşı almalı

İletişim Tarzı
– Ofis ortamının en zararlı noktalarından birisi sizin her an rahatsiz edilebilmeniz. Uzaktan çalışmada buna çok dikkat etmeniz lazım çünkü muhtemelen istediğiniz şeylerin çoğunluğuna hemen ihtiyacınız yok. Onun için onları e-posta ile isteyin. Acil şeyler için mesaj veya telefonu kullanın.
– İnsanların birbirleri ile işten alakasız konuları konuşabilecekleri mecralar kurun. Niye? Çünkü kimse (veya büyük çoğunluğumuz) 8 saat sürekli çalışamaz ve bir araya ihtiyacı var. O arada iş arkadaşları ile muhabbet ederek hem iş arkadaşlarını daha iyi tanırlar hem de kafalarını boşaltırlar.

Yönetim
– İnsanlar toplumsal varlıklardır ve ne kadar içlerine kapanık olsalar da bir toplumsal temasa ihtiyaç duyarlar. Fiziksel iş ortamında kendi kendine oluşan temas uzaktan çalışanlar da farklı şekilde oluyor. Bu aileleriyle temas kurmalarıyla olabilir, dışarı çıkıp bir çay kahve içmeleri ile de olabilir. Bu temasın olduğuna emin olmak lazım çünkü hızlı bir şekilde insanlar yalnız hissedebilir.
Progress Principle adlı kitapta insanlar o gün manalı bir iş yapmışlarsa gün sonunda mutlu oluyorların istatistiksel kanıtı gösterilmişti. Çalışanlarınızı sadece bir şey ile mutlu etmek istiyorsanız, onların o gün manalı bir iş yapabilecekleri ortamı sağlayın.
– Uzaktan çalışmada saatlere dikkat etmek lazım çünkü çok hızlı şekilde haftada 40 saat yerine 80 saat çalışabilirsiniz. Günlük yapmanız gereken işinizi yapın ve saatlerinizi kontrol edin. Çalışma saatleri uzayabilir çünkü size dur diyen yok. Basecampciler haftada 40 saat çalışıyorlarmış
– Rutin kurmak çok önemli çünkü belli bir disiplin olmazsa ya öğlene kadar birisi uyuyabilir veya hobi olarak sürekli çalışmaya devam edebilir. Sürekli çalışmanın nesi kötü diyenler olabilir, çalışanınız çok çalışmaktan balataları yakınca neden kötü olduğu anlaşılır!

Uzaktan Yapılamayacaklar
– Eğer şirketinizin imkanları el veriyorsa, yılda bir kaç defa buluşmanızda çok büyük fayda var (belki zorunlu) çünkü bu aranızdaki iletişimi kuvvetlendirecektir ve yüzyüze iletişimi çok az olduğu için manalı kılacaktır.

Kitap şu cümleler ile bitiyor. “Uzaktan çalışmayı ilk deneyenler bunu çoktan başardı. Şimdi sıra erken kabul edenlerde. Siz de bu gemiye şimdiden atlayın çünkü bundan sonraki gemide neredeyse herkes yer alacak”

Kuantum Mekaniği


Kuantum mekaniği (madde ve ışığın, atom ve atom altı seviyedeki hareketlerini inceleyen bilim) okuyup biraz anladığımı zannedip, sonra hiç anlamadığımı anladığım anların sayısı bolcadır. Onun için Fransızlar’ın yapmış olduğu Quantum Made Simple veya Toutestquantique.fr websitesi bu anlayışı kolaylaştırma manasında çok yararlı bir site.

İçerdiği anlaşılması kolay olan animasyonlardaki konularının bazıları şöyle:

-Dalga ve parça ikiliği
-Tünel mikroskoplarının çalışma prensipi
-Süperpozisyon (quantum sisteminde atomların veya fotonların aynı anda iki farklı halde olması)

Siteyi inceledikçe kuantum merakınız daha da artacaktır 🙂

Bret Victor – Anında Etkileşim

Bret Victor Apple’da Human Interface Inventor yani İnsan Arayüzü Mucidi olarak çalıştıktan sonra bazı sorulara cevap vermeye çalıştı. Bu soruların bazıları şöyleydi:
– Kod yazmak çizim gibi olsaydı ne olurdu?
– Yaptığımız işin etkisini anında görsek ne olurdu?
– Beynimiz yerine bilgisayar birçok şeyi simule etse ne olurdu?

Bu konuşmasında Victor geliştirmiş olduğu bazı araçları gösteriyor ve bunları kullanmamızın (yani anında etkileşimde bulunamamamızın) nasıl bir eksiklik olduğunu bize farkettiriyor. Konuşmada geçen araçlar şöyle:
– Programlama ile oluşturulan bir ağaç (3. ve 10. dakika arasında)
– Bilgisayar oyunu simulasyonu aracı (11-16. dakikalar arası)
– Binary arama (17-23. dakikalar arası)
– Elektrik devresi simülasyonu (24-28. dakikalar arası)
– Animasyon (29-34. dakikalar arası)

Konuşmanın geri kalan kısmında bunları neden yaptığını anlatıyor. Kısaca insanların böyle araçları kullanamadıkları için anında etkileşim gösteremediklerini farkediyor. Anında etkileşimin eksikliği yüzünden birçok insan içlerindeki potansiyeli kullanamıyor. Bu konu hakkında bir şey yapabileceği içinde sorumluluk duygusu ile birlikte bu araçları geliştiriyor.

İyi seyirler!

Sanal Noter

Etrafımızda şöyle konuşmalara şahit olabiliriz:
* O fikri aslında en başta ben düşünmüştüm ama benden duyup yaptılar
* Bu tasarım benim ama, bu kadar da olmaz
* Bak bu böyle bir şey dedi ama sonra websitesinden siliverdi, onun için ispatlıyamıyorum
* Sözlerimi çarpıtıyorlar, ben öyle dememiştim ama tweet silindiği için dediğimi kanıtlıyamıyorum

Şöyle bir hizmet olsa, bizim o dokümana sahip olduğumuzu kanıtlasa, birisinin tweetini silmeden önce içeriği ile kaydetse, websitesinin o tarihteki içeriği bu dese.

Virtual-notary.org yani Sanal Noter ile bunları aslında şu anda yapmak mümkün. Siteye girdiğiniz andan itibaren sizin önünüze hangi tür bilginin Noter tastiğini yapmak istediğinizi seçiyorsanız.

Mesela bir tasarımınız var, onu yüklüyorsunuz, size bir tane sertifika veriyor ve bu sertifikanın içinde bir tane hash kodu var. Yani bu öyle bir kodki, sadece sizin dosyanızın o anki hali ile üretebileceği bir kod. Aradan birkaç ay geçiyor, bir bakıyorsunuz sizin tasarımınız sizden izinsiz kullanılmış. Diyorsunuz bu benim tasarımım, ispat et diyorlar. Siz de içinde hash kod bulunan sertifikayı onlara veriyorsunuz, diyorlar ki tamam bu tarihte sen bu hash kodlu bir sertifika almışsın. Sonra da onlara kendi tasarımınızın o hash kodu tekrar oluşturduğunu gösterdiğiniz anda (tekrar siteye yükleyerek yapabilirsiniz) bu tasarımın size ait olduğu bağımsız bir kurum tarafındann ispatlanıyor.

Twitter’da bu biraz daha basit çünkü içerik ile birlikte sertifika oluşturuluyor. Yani şu twitter hesabından şu kişi şu tarihte bunu demiş ve işte bu da ispatı.

Bu arada bu Sanal Noter Cornell Üniversitesi’nin bilgisayarlarında tutuluyor ama derseniz ki ben üniversitenin kayıt sistemine bağlı kalmayım, bitcoin ağının kayıtlarına geçeyim diyorsanız, 0.001 bitcoin vererek (1.2 lira) bunu da sağlayabiliyorsunuz ve bitcoin kayıt ağı herhalde bu dünyadaki en sağlam şeylerden biridir.

İyi tasdikler :)

1’e 1 Toplantı Soruları

Hard Thing About Hard Things kitabında konuştuğumuz 1’e 1 toplantıları bir yöneticinin en önemli faaliyetlerinden. Haftalık veya daha uzun aralıklarda bu toplantılar sayesinde beraber çalıştığınız insanların durumlarını öğrenebilir, sorunları ve fırsatları erkenden tespit edebilirsiniz. Peki bu toplantılarda ne sorulur?

Groove’un blogundan 1’e 1 toplantı hakkında sorulacak sorular ile ilgili Jasone Vanish’in sitesine bir link verilmiş. O sorulardan bazıları aşağıda.

Herkese bol bol güzel ve etkin 1’e 1 toplantılar dilerim.

Kısa Dönemli Hedefler İçin
 Proje nasıl gidiyor? Daha iyi yapmak için ne yapabiliriz?
– İşini yapmana engel olan bir şey var mı?
– Fırsatın olsa hangi başka projede çalışırdın?

Uzun Dönemli Hedefler için (kişinin dönüşmek istediği şeyler)
 3 veya 5 sene sonra ne yapmak istersin?
– Uzun dönemli hedeflerin nelerdir?
– Uzun dönemli hedeflerine yaklaştığını hissediyor musun? Neden?

Şirket ile alakalı olarak
– Önümüzdeki dönem şirket neyi yapmazsa çok büyük bir hata olur?
– Eğer sen CEO olsan, ilk neyi değiştirirdin?

Yönetici ile alakalı olarak
– Yönetici olarak işini kolaylaştırmak için ne yapabilirim?

Takımdakilerle alakalı olarak
– Takımda en zor kiminle çalışıyorsun? Niye?
– Takımda en kolay kimle çalışıyorsun? Niye?
– Takımda en önemli kişi kim? Niye?