Press "Enter" to skip to content

3 search results for "what technology"

Kitap Tanıtımı – Teknoloji Ne İster?

Kevin Kelly Wired dergisinin kurucularından ve daha önceden Whole Earth Review’in editörlüğünü yapmış ABD’li bir yazar ve konuşmacı. Tim Ferriss’in tabiriyle kendisinin tanımış olduğu en ilginç kişi. What Technology Wants (Teknoloji ne ister) kitabının ve 6 kitabın daha yazarı.

Kendim teknoloji ile ilgilendiğimden dolayı ve Tim Ferriss’in de biraz sözünü dinlemenin faydası olacağını düşündüğümden dolayı bu kitabını okuma imkanı buldum. Toplam 8-9 saatte okuyabileceğiniz bu kitapdaki ilginç konuların bazıları şunlar:

  • Teknoloji neyin nesidir? Yunanca’dan gelen tech yani yapılan sanat ya da sonuç olarak ortaya çıkan sanat manasına geliyor. Aslında 50,000 yıldan beri sürekli olarak ilerlemekte ve bizim bir uzuvumuz halini almış durumda. Yontulmuş kaya da bir teknoloji ürünü, iPad’de bir teknoloji ürünü
  • Biyolik evrimdeki belli saptamalara bakıldığında bazı evrimler sürekli olarak birbirlerinden bağımsız olarak kendi kendine oluşuyor. Farklı farklı hayvanlarda, ortak ataları olmasa bile mesela zehir zerkedici dişler ortaya çıkıyor. Demek ki rastgele değilde, bir eğilim var.
  • Aynı eğilim aslında teknoloji de de görünüyor çünkü birçok icat hep aynı anda farklı kişiler tarafından yapılıyor (telefonun birden çok kişi tarafından keşfedilmesi, ABD’liler transistör bulunduktan sadece 2 ay son Alman’ların Paris’te transistörü tekrar keşfetmeleri, buharlı motorun birçok kişi tarafından keşfedilmesi gibi vs…)
  • Yalnız eğilim olsa da, bazı şeylerin zamanı gelmeden olmuyor. Mesela görüntülü telefon ta 1900’ların başından beri düşünülüyor ama herkesin hayatına girmesi 2000’li yılları buluyor.
  • Moore kanunu sadece çipler için geçerli değil, başka alanlarda da olabiliyor. Mesela Harddisklerin kapasitesi (dolar başına düşen kapasite) veya DNA’nın incelenme masrafının düşüşü gibi.  Demek ki belli hızlarda performansı iki katına çıkaran bir üst kanun var.
  • Şu anda nüfus artma sorunu var gibi gözüküyor ama ne kadar çok insan varsa, o kadar daha iyi çözüm bulma imkanımız artıyor. Nüfus artması o zaman kötü bir şey mi?
  • Teknoloji insanoğlu var oldukça var olmaya devam edecek ve sürekli genişleyecek ve ilerleyecek. Peki teknoloji insanı mutlu eder mi? Aslında kimse mutlu olmaya zorlanamaz ama teknolojinin bize sağladığı şey seçenek. Tabii ki seçenekler değerler ile birlikte gelmezse bir manası olmayacaktır ama değerler olup da seçenek de olmazsa, bu da iyi bir şey değildir. Mesela birisi piyanoyu icat etmeseydi Mozart piyanoyu çalamayacaktı. Aynı şekilde insanlara seçenek vermek lazım ve bu zaten artık yola çıkmış durumda. Teknoloji bazı noktalarda artık kendi başına ilerliyor çünkü ilerlemesi daha yararlı ve bizim üzerimizdeki etkisi daha da artacak. Bunun karşılığı ise bağımlılık olacak ama öyle bir bağımlılık ki 100 yıl önce kimsenin sahip olamadığı imkanlara sahipken bir bağımlılık.
  • Teknoloji seçenek azaltmamalı, teknolojiyi kullanarak doğayı katlederek bir daha geri döndürülemeyecek hasarlar açmamak lazım ama bu teknolojiyi yasaklayalım manasına da gelmiyor, daha iyi teknoloji ile daha iyi takip edelim. Mesela uçak motorunda 100 tane sensör var, bir değişiklik olduğu zaman, bakım yapılmadan kalkmıyor. Ormanlara da sensör koyalım (uydudan bakma olur, başka bir şey), bir şey olunca hareket edelim.

Kitap Tanıtımı – Invevitable

Daha önce bu blogda Wired dergisi kurucularından Kevin Kelly’nin başka bir kitabını incelemiştim. Kevin Kelly bu sefer okuması daha kısa olan the Inevitable kitabında şu anı ve gelecek 30 seneyi şekillendiren ve şekillendirecek 12 tane teknolojik gücü okuyucularına anlatıyor. Tabii ki hangi firmaların hayatta kalacağı üzerine bir tahminde bulunmuyor ama hangi güçlerle yaşamayı öğrenmemiz gerektiğini anlatıyor. İşte o güçlerden bazıları şöyle:

– Erişim: Geçmişte olduğu gibi şu anda da mal ve mülk sahibi olmak önemli ama bunlardan da önemli olan bir şey ise erişim. Mesela taksi’ye binebiliyorsak, o zaman sanki bütün taksiler bizimmiş gibi oluyor (tabii ki bedelini veriyoruz). Aynı şekilde bir seyahatte Airbnb’den istediğimiz evi seçebiliyorsak, o zaman bütün evler bizim olabiliyor. Burada gerçekleşen değişim çoğu zaman atıl olarak bekleyen kapasitenin (evimizdeki boş oda olsun, arabımızdaki boş koltuk olsun) artık başkaları tarafından kullanılabilir olması. Bu kapasite atıl olmaktan çıkınca daha önce hiç erişemediğimiz güzellikler artık erişilebilir oluyor (İtalya’da bir köyde dayalı döşeli bir taş evde kalmak için geceliği 100 TL vermek gibi).  Bu erişim sırf fiziksel dünyamızla da kısıtlı değil artık, cep telefonumuzdan dünyanın bütün müziklerine onları satın almadan erişebiliyoruz. Artık bir şeye sahip olmak yerine o şeye istediğimiz zaman erişmek istiyoruz ve bu hızla gerçekleşiyor.

– Filtreleme: Youtube’a 1 saatte yüklenen bütün hiç uyumadan seyretsek 2 yıl vaktimiz geçiyor. Tabii ki bu sadece Youtube için değil, seçeceğimiz elbiseler, dinleyeceğimiz müzikler, başvuracağımız işler. Hepsi için filtrelemeye ihtiyacımız var. Şu anda ailemiz ve arkadaşlarımızla birlikte bazı şeyleri hayatımızdan filtreliyoruz (şurada yemek yeme, şu filmi seyretme gibi). Facebook’ta bize gösterebilecek bütün haberler yerine bize en uygun olanları filtreleyerek gösteriyor. Tabii ki filtreleme burada bitmeyecek çünkü sürekli olarak bir iletişim yağmuru altındayiz. Bu filtreleme paralı da olabilir (mesela birisinin e-postanızı okumasını istiyorsanız para vermeniz gerekecek), ya da Suni Zeka’nın gelişmesine göre arkadaş çevremizin istediği şeyleri sadece görebileceğiz. Filtrelemenin daha da yoğunlaşacağı bir geleceğe doğru ilerliyoruz.

– Takip: Şu anda bile internet’te gezerken her yere gezdiğimiz siteler ile ilgili iz bırakıyoruz. İleride surat tanıması iyice yerleşince fiziksel dünyada da nereye gittiğimiz iyice belli olacak. Dışarı çıkmayıp, Sanal dünya’da (VR) kalsak, gene takip edileceğiz. Sanal dünyadaki hareketlerimiz takip edildiği gibi gözlerimiz de takip edilerek bize daha uygun tecrübeler sunulacak. Daha fazla takip bizi bekliyor.

Kitaptaki diğer teknolojik güçleri merak ediyorsanız, kitabın bağlantısı burada.

Hangi teknolojik gelişme olursa olsun, güzel bir an ve gelecek olması umuduyla.

Cord – Anında Sesli Mesajlaşma

Less is more yani az daha çok diye kavramı mutlaka duymuşsunuzdur. Cord uygulaması bunu yapıyor gibi. Yukarıdaki video’da (video’da sadece 20 sn) uygulama nasıl çalışıyor ve nasıl başkalarının mesajlarını duyabiliyorsunuz sorusuna cevap verir nitelikte.

Peter Thiel’in 4 kriteryasına göre projeye bakarsak bence başarılı olma ihtimalleri yüksek
1) Proprietary technology: Kendine has olarak teknolojik bakımdan çok büyük bir artısı yok ama tasarım basit ve kullanımın kolay olduğunu zannettiğim için burada artı puan alabilirler.
2) Network effects: çok insan girdikçe çok kıymetlenecek, bunu da yakalayabilirler gibi
3) Economies of scale: rakiplerinin de hepsinde olduğu için bu bir ayrıcalık değil
4) Branding: 1 ve 2’yi düzgün yaparlarsa branding oluşturabilirler. İsim basit tabi, cord, o yönden iyi

Can't find what you're looking for? Try refining your search: